26 Şubat 2013 Salı

Berlin' de Neler Yaptık :)

Berlin tatilini bitirip geldik. Bir hafta soğuğa aldırmadan Serhanla şehrin altını üstüne, üstünü altına getirdik, günde 8 saat gezdik, geceleri ölü gibi uyuduk, müze manyağı olduk, soğuk ve karda hayatta kalmanın püf noktalarını öğrendik, patates kızartmasının dibine vurduk. Bu sefer tüm seyahati detaylı olarak yazmak istiyorum çünkü biz de gitmeden önce netten araştırdık ve Berlin hakkında gidenlerin yazdıkları çok işimize yaradı bizim de birilerine faydamız dokunur belki.

Berlin Avrupa nın en çok turist çeken 4. şehriymiş. Diğerleri Roma, Paris ve Londra. Londra hariç hepsini gezme imkanını bulduğum için mutluyum :) Oturmuş düzeni, müzeleri, biz her ne kadar kışın ortasında gitsekde şehrin büyük kısmını oluşturan yeşil alanlarıyla görülmeye değer bir şehir. Biz 7 gün kaldık, köşe bucak gezdik, resmen orda yaşadık yani.

14 Şubat günü öğlen Almanya Tegel havaalanına indik. Bu arada Berlin film festivali için Romantik Komedi filminin ekibi de aynı uçaktaydı (maalesef). Sinem Kobal, Cemal Hünal, Gürgen Öz...Yüksek sesle hiç susmadan konuştular, sırada önümüze kaynak oldular, milletimiz kendini her yerde belli ediyor ister zengin ister fakir, ister eğitimli ister cahil olsun. Neyse Berlin in merkezi bir yeri olan Kurfürstendamm' da Art Otel e yerleştik.

THY Sevgililer gününü böyle kutladı.


Otelimiz, bir haftalık evimiz. Berlin şehrinin sembolü ayı ve her yerde değişik boyanmış bu ayılardan var.


İstanbul da hava 12 derece iken Berlin -1 dereceydi :) Ama hava, su hiçbir element bizi gezmekten alıkoyamadı. Kurfürstendamm yani kısa adıyla Kudam caddesi, Paris te Champ Elysees' nin benzeri olarak dizayn edilmiş ve cidden hemen hemen aynısı olmuş. İki taraflı geniş cadde boyunca ünlü markaların mağazaları var.



Burası da en büyük AVM lerinden biri, Kadewe:


İkinci gün İnformation Center bulduk ve Berlin Welcome card aldık. (36 €) Bu kartla üç gün boyunca tüm toplu taşıma araçlarını ücretsiz kullanıp, müzeler adası denen yerdeki 4 müzeye ücretsiz girebiliyorsunuz. Ayrıca bir sürü mağaza, cafe restoran vb yerlerde de indirim sağlıyor. Yani ilk iş bu kartı almakta fayda var.
Otobüste, trende, metroda kimse bilet sormuyor. ama biletsiz yakalanırsanız 100 € cezası var. Tercih sizin :) Şehri gezmeye başlamak için en uygun otobüs 100 numara. Buna binerseniz gidilmesi gereken çoğu yerin yakınından geçtiği için rahat edersiniz.

İlk önce Alexanderplatz a gittik. Onlar kısaca Alex diyor. Şehrin simgelerinden biri olan TV kulesine çıktık. Berlin card indirimi ile kişi başı 8 €. Kuleye çıkıp 203 metreden 360 derece Berlin i görüyorsunuz. Kuşbakışı görünce şehrin düzeni tertibi daha iyi anlaşılıyor.
İşte kule:


Kuleden Berlin:


Ve kulede biz ♥



Ordan sonra yemek için bakındık Nord See diye balıkçı önermişlerdi onu bulduk. Fast food tarzı balıkçı, fiyatlar nispeten uygun, yiyecekler leziz.



Karnımız doydu çıktık yine dışarı. Bu sefer DDR Museum a gittik. Birleşmeden önceki doğu Berlin i anlatıyor. İçinde o zaman ki makam arabasından tut, telefonlara, o zaman ki kıyafetlere, asker araç gereçleri ve silahlara kadar herşey var var. Labirent gibi dolaşıyorsun duvarlarda çekmeceler ve dolaplar var açıp içlerine bakıyorsun. Farklı bir konsept. Bu arada ben hasta oldum ağız burun birbirine karıştı. İlaçlara gömüldüm hayatta kalmayı başardım :)



O zamanın makam arabası Volvo marka:



3. gün sabah 7 de kalktık ilaçlardan dolayı biraz daha iyiydim. Kahvaltı sonrası yine otobüse atladık Check Point Charlie' ye gittik. Burası bir geçiş noktası imiş ve II. Dünya savaşının bitiminden sonra Sovyetler Birliği ve ABD panzerleri 16 saat boyunca tek bir kurşun atmadan karşılıklı beklemişler. O tarihde atılacak tek kurşun 3. Dünya Savaşının başlangıcı olabilirmiş böyle tarihi bir olaya mekan olmuş Check Point Charlie. Burada askerlerle fotoğraf çektirmek 2 €. Biz kendimizi çektik askersiz :)

Ve asker:


Buradan sonra hemen karşısındaki müzesine girdik. Berlin duvarının geçmişinden yıkılana kadar ki zamanı film gibi izledik. Tüylerim diken diken oldu, insanlar yıllarca duvarın diğer tarafında kalan yakınlarına ulaşamamış. Kaçmak isteyenler dikenli tellere takılmış, vurulmuş...
Çıkışta sanatçılar tarafından üzerine resimler çizilmiş duvar kalıntıları önünde fotoğraf çektik.


Sonrasında yine gezi planına uyarak Mitte bölgesindeki  Unter Den Linden'e gittik. Türkçe adı "ıhlamurlar altında" olan bu cadde Brandenburg kapısına kadar devam ediyor ve adını yaya yolunun yanında bulunan ıhlamur ağaçlarından alıyormuş. Bu arada yine otomobiller bizi buldu, ya da biz onları bulduk, mesleki deformasyon bu olsa gerek :)


Bugatti Veyron a bakar mısınız:


Buradan sonra Madam Tussauds balmumu heykel müzesine gittik. Burası ve Sealife (akvaryum) için kişibaşı 27 € verdik. Müzede kimler yok ki...
Kim gerçek kim mumya karıştırdık :)







Buıradan sonra yine ünlü Brandenburg kapısına (Brenderburger Tor) geldik. Herkes gibi önünde fotoğraf çektik.


Burada toplu taşıma işi muazzam şekilde işliyor. Otobüsler saatli dakikası dakikasına geliyor, S Bahn dediği üstten giden tren, U bahn dediği metro, yani arabayla çıkmaya hiç gerek yok. Hauptbahnhof ( ana terminal) binasına giderseniz anlarsınız, aramızda bir yüz yıllık fark var. İşte terminal:


Sonra kafadan 120 nolu otobüse bindik Türk mahallesine doğru gideceğiz diye. Kreuzberg burdaki vatandaşlarımızın olduğu mahalle. Ama yanlış binmişiz Wedding diye bir semte gitmişiz :) Asia Imbiss diye bir yer bulduk güzel bir yemek yedik kendimize gelince aynı otobüsle geri döndük.

Bu arada Rossman lar TR den çok daha ucuz, bir de DM diye bir mağaza var oda aynı şekilde kozmetik alışverişi için ideal. Burada pet şişeler depozitolu, marketlerde otomatlar var şişeyi atıp otomattan fiş alıyorsun fişide kasadan paraya çeviriyorsun. Çevreye duyarlılık had safhada. Aynı biz :)


4. gün yine 100 nolu otobüsle bu sefer Zafer Anıtına gittik. 286 basamak tırmanıp tepesine çıktık ama pek gerek yokmuş aşağıdan fotosunu çekmek yeterliymiş bence. 6 € cepte kalırdı hem de 286 basamak çıkıp dilimiz dışarda kalmazdık.


Sonraki rota Postdamer Platz, burası Kudam dan sonra en beğendiğimiz yer oldu. Şehrin en modern yerlerinden. Burada Sony Center görülmesi gereken yerlerden biri. Buda gece Sony Center ın gece ışıklandırılmış çatısı.



Sırada Türk mahallesi Kreuzberg var. Dedikleri gibi küçük İstanbul. Yani Almanya değil orası :) Örnek vermek gerekirse:


Ama hakkını yemeyelim bir Türk hamburgerci bulduk ve sanırım yediğimiz en güzel hamburger ve patates kızartmasıydı, şaşırdık :) 12 € tuttu.


Karnımız doyunca geziye devam dedik. Museum Island (müzeler adası) denen yere gittik. Burada bir çok müze toplu halde ve birinden çıkıp diğerine girip gezebiliyorsunuz. Ama tamamını gezmek bir tam günü rahat alacağı için ona göre plan yapmakta fayda var. Biz önce Altes Museum u sonra Pergamon Museum u, en son Alte National Galeri'yi gezdik. Bode müzesi kapalıydı. Pergamon yani Bergama müzesi, bizden aldıklarını sergiledikleri bir müze. O zaman anlaşma karşılığı Bergamada ki tarihi eserlerin bir bölümü Almanya ya verilmiş. Devasa bir yer. Nerdeyse tüm Bergama burda dedik kendi kendimize. Ve bizim tarihimizin orda ne işi var o da ayrı bir konu?..


Şuna bakar mısınız bunlar nasıl taşınmış merak ediyorum:


ya bu tabloların güzelliği...


Müzelerin kapanış saatine kadar içerde kaldık. Son çıkanlarla çıktık. Öğleden sonra üç müzeyi zor bitirdik. Otele doğru yola çıktık...

Ps: Tüm fotolarda göze çarpan tombul halimin sorumlusu 4 kat giyinip çıkmamıza sebep olan Berlin soğuklarıdır. Lütfen bu gözle inceleyiniz :) Ayrıca daha yazacaklarım bitmedi. İkinci posta gelecek...







16 yorum:

  1. hoşgeldin canım berlini hiç bu kadar ayrıntılı nbilmiyodum
    ondankine 2.yazını heycanla beklemekteyim öptm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk Duygu :) Uzun olunca hazırlaması çok zor oldu 2. sinide akşama bitirmek niyetindeyim bende öpüyoree :)

      Sil
  2. ohh ne güzel bir gezi olmuş:)fotolarda harika
    bende gitçem :D kıskandım
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şiddetle tavsiye ediyorum, ama yazın gidin yeşil alanların parkların da keyfini çıkarın derim :)

      Sil
  3. Eldivenler ve beren çok güzel :) Sana da çok yakışmış. O kadar detaylı anlatmışsın ki gitsem heryeri elimle koymuş gibi bulacağım hissi uyandı :)Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eldiven ve bereyi kardeşlim 2 sene önce yine Almanyadan hediye getirmişti burada hiç takmadım iki yıl sonra ilk orda kullanmak nasip oldu :) teşekkür ederim...

      Sil
  4. Almanya -1 derece soğuktu diyorsun ya bide bu zamanlarda slovenyayı gör derim.2 ay önce gittim ve -12 yi gördüm:S böyle bi soğuk yok, istersen 10 kat giy, ki ben bi 6 kat giymisimdir, fayda etmiyor. Yüz felci geçiricem sandım, o derece:P Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok üşüdüm ama termal içlik işe yaradı. -12 yi düşünemiyorum...

      Sil
  5. canımm gerçekten çok güzel bir gezi olmuşş fotolara bayıldımm :)

    YanıtlaSil
  6. çok güzel anlatmışsın Ebrucum,gitmiş görmüş gibi oldum.ve hatta berlin hakkında pek bilgim olmaması sebebiyle ilgiyle okudum.
    roma,prag'a da gittiysen onlar hakkında da biraz yazarsan bir ara sevinirim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Roma yı detaylı yazacağım senin için Ebrucuğum :) Bende yazmak istiyordum zaten :)

      Sil
  7. hoş geldin benimde bir berline gidesim geldi.fotoğraflar çok güzel.

    YanıtlaSil
  8. Merhaba berlin welcome card Pergamon museum u da kapsiyor mu? Cok tesekkur ediyorum.

    YanıtlaSil
  9. Merhaba berlin welcome card Pergamon museum u da kapsiyor mu? Cok tesekkur ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz pergamona girdik ancak kart onu kapsıyormuydu hatırlayamadım...

      Sil

Yorumlarınızı benimle paylaşmak ister misiniz?