3 Ağustos 2016 Çarşamba

Stockholm Seyahati 1. Bölüm

Bu senenin muhtemelen son yurt dışı seyahati olan İsveç/Stockholm beklediğimizden çok daha fazlasını vererek kendisini bize çoookk sevdirdi. Yine biletleri önceden alınıp, konaklaması ayarlanmış olan bu seyahat için Temmuz ayının ortasını özellikle seçtik ki gezeceğiz diye kuzey denizinin soğuğunda donmayalım :)


Ancak biz burada Temmuz sıcağında yanarken oralar sabah saatinde hava 13 derece :)



Yolculuğumuzu THY ile yaptık. Yurtdışı yolculuklarda THY farkını hissettiriyor gerçekten. Rahat bir yolculuk yaptık ve üç saatlik uçuşu bebekle olmamıza rağmen sıkıntısız geçirdik.


İlk gün öğleye doğru Arlanda hava limanına indik ve merkeze gitmek için FlygbussArna adlı otobüsü kullandık, yol 45 dakika sürdü. Wifi bağlantılı, klimalı pırıl pırıl bir otobüsle gayet rahat şekilde merkeze vardık.  Arlanda Ekspres adlı trenle 20 dakikada gidebilirsiniz ancak iki katı fazladan para verirsiniz. Biz otobüsten gayet memnun kaldık.
Lakin gidecekleri hemen başından uyarayım Stockholm'e yaz, yazın bile gelmiyor arkadaşlar :) 
Temmuz ayının 12 sinde gittik hava durumu 20-22 derece civarını gösteriyordu. İsveçli kızlar H&M şort salopetler ve parmak arası terliklerle gezerken biz ailecek Mart ayında giydiğimiz ince yağmurluk, ince mont hatta bazı günler sabah saatlerinde kazakla dolaştık :) 



Güneş varken iyi, gölgeye gelince ürperme, rüzgar eserse iyiden iyiye üşüme ve bazı günler sağanak yağmur şeklinde kendi içinde dört mevsimi yaşattı bize Stockholm. 
Ama yağmur yağsa bile caddeler, kaldırımlar şelale moduna girmedi asla. Altı gün kaldığımız Stockholm de düzeni, tertibi, yeşilliği, temizliği doya doya yaşadık ve sevdiğimiz şehirler listesinin belki en tepelerine koyduk bu şehri.




14 adacıktan oluşan Stockholm ün kent nüfusu 800 bin. Turistik noktalar dışındaki caddelerde kalabalığı bırakın bazen insan zor görüyorsunuz. Araç trafiği son derece az. Ancak olanlar da hep lüks araçlar. Bu kadar çok Ferrari yi Porsche yi hiçbir şehirde bir arada görmedik mesela. Yaşam standartlarının yüksekliği her yerde belli oluyor zaten.



Kaldığımız süre boyunca bebek arabasıyla gezerken hiç zorlanmadık. Yollar kaldırımlar harikaydı. Trafik kurallarına ve ışıklara son derece titizlikle uyuluyor, ışık olsun olmasın araçlar yayalara metrelerce ötede durarak yol veriyordu. Araç yolu belli, bisiklet yolu belli, kaldırımlar da geniş herkes mutlu mesut geziyordu.
Para birimi isveç kronu ve ne yazık ki tek olumsuz taraf Avrupa şehirleri içinde gittiğimiz en pahalı şehir olması. Orada yaşayan ve para kazanan biri için değil ancak turistler için özellikle de bizim TL ile hesaplayınca Stockholm pahalı bir şehir diyebilirim.



Otelimizin adı Comfort Hotel, World Trade Center binasının altında, tam merkezde ve hava limanı otobüsünün durağına iki dakika mesafede bir otel. Fiyat olarak gayet uygundu. Konumu ise daha iyisini düşünemeyeceğim kadar iyiydi. Kahvaltı bol seçenekli, taze ve lezzetliydi. Tek eksisi odasının bir hücre büyüklüğünde olmasıydı. Odanın bu kadar küçük olacağını bilmiyorduk tek bildiğimiz penceresiz olduğuydu ki sadece akşamları yatmaya girdiğimiz için bunun üstünde pek durmadık. Nitekim sıkıntı yaratmadı bu durum. Amaaaa odanın metre karesini bilseydim kesinlikle daha büyük oda isterdim :) Neyse diğer tüm noktalarda otelden çok memnun kaldık.





İlk gün bavulları bırakıp Öykütoşu pusete attığımız gibi caddelerde keşfe çıktık. Geniş caddeler, kaldırımlar, tasarım mağazalar, güzel binalar ve temiz bir şehir silueti ilk gördüğümüz şey oldu Stockholm de. Uykusuz ve yorgun olmamıza rağmen tatlı tatlı gezinirken ani bir sağanak yağmurla tüm moralimiz bozuldu. Öyle şiddetli yağdı ki sığındığımız yerden yarım saat burnumuzu çıkaramadık. Yani neymiş; Temmuz da bile buralarda yağmur, soğuk olabilirmiş.

Gamla Stan (Old City)
Buranın eski şehir kısmı Gamla Stan denen yer ve biz ilk iş oraya yollandık. Yüzlerce yıllık binalar buraların tarihini yansıtıyor ve her biri onlarca fotoğrafını çekme isteği uyandırıyordu. Burası oldukça kalabalıktı, sağlı sollu hediyelik eşya dükkanları, cafeler ve restoranlar dopdoluydu.


İlk akşam için Siyam adlı bir restoran bulduk ve değişik dekorasyonu, loş ortamı ve uzakdoğu mutfağı sevmemizden dolayı ilk tercihimiz oldu. Mahzen gibi bir yer ama hoş bir ambiyansı vardı. Burada orta halli bir yemek kişi başı 50 TL civarı tutuyor.


Aynı parayla ülkemizde yine ortalama bir restoranda iki kişinin doyacağını düşünürsek fiyatların durumunu anlarsınız sanırım. Tabii ki daha pahalısı da var ama biz ortalama bir yerden bahsediyoruz. Buradan sonra otele döndük ve ilk günü bitirdik.

Ertesi sabah erken kalkıp otelde şık bir büfeden lezzetli bir kahvaltı yaparak çıktık. Şehir yine gayet sessiz ve hengamesizdi. 800bin nüfusu olan Stockholm de 30bin Türk varmış. Oldukça fazlayız orada da yani. Haliyle bir Türk'e rastlamakta gecikmedik ve sahibi Türk olan marketten metro kartı alarak metro istasyonlarını gezmeye karar verdik.


Şehrin her tarafına metro mevcut. Ve her bir metro istasyonu farklı konseptte dizayn edilmiş. Bu konsept metro istasyonlarının çoğunluğu mavi hat üzerinde. Biz de bu hat üzerinde in-bin yaparak çoğunu görmüş olduk. Bana göre her biri ayrı bir müze gibiydi. İçlerinde en beğendiğim metro durağı Solna Centrum oldu. Kıpkırmızı boyanmış duvarlarda yeşil ağaç figürleri vardı. Sanki bir oyun yada bir film seti gibiydi. Beş altı durak her istasyonda inip fotoğraf çekip tekrar binerek ilerledik. Hepsi farklıydı hepsi de ayrı güzeldi.



Burada dikkatimizi çeken şeylerden biri de kadınların hemen her işi yapması. Otobüs şoförü, çöp kamyonu şoförü, tamircilik gibi bir çok işi yapıyor kadınlar. Bu da çok hoşuma gitti doğrusu.


Stockholm adacıklardan oluşan bir şehir ve bu adalar birbirine köprülerle bağlanıyor. Daha önce Prag da hayran olduğumuz tarihi binalar, büyük kapılar ve heykeller Stockholm de de şehri süslüyor. Herşeyi öyle güzel korumuşlar ki hayran olduk.

Çoğunlukla yaya olarak gezdiğimiz şehirde yoruldukça parklarda dinlendik. Bu kadar güzel ve yeşil parkı bizim ülkemizde bulmak zordur. Burada ise adım başı park var. Çoluk çocuk, genç yaşlı herkesin dinlendiği, çimlerde oturup bir sandviç yediği tertemiz ve yemyeşil parklar...Ayrıca hemen hemen her yerde parklarda bile mutlaka bir wifi bağlantısı bulduk diyebilirim.




Parklarda sadece yeşillik ve wifi değil tavşan bile bulduk :) O da Öykü'yü epey oyaladı sağolsun :)


Yemek konusunda alternatif oldukça bol. Türk, Asya, İtalyan başta olmak üzere herkese hitap eden onlarca mutfak var. Porsiyonlar oldukça büyük ve haliyle doyurucu. Fast food dönercide kişi başı 95 kron yani 30TL ye gayet güzel bir yemek yedik. Bizdeki dönerin eti daha lezzetli ama bu da hiç fena değildi. Giderseniz güzel bir öğlen menüsü olabilir aklınızda olsun.


Sabah veya akşam, iş çıkışı veya değil farketmiyor, burada trafik yok, yollar hep boş. Vitrinler çok hoş dizayn edilmiş tasarım ürünleri satan bir çok mağaza gördük. Yine kendi markaları olan H&M adım başı mağaza açmış. Giyim alışverişi ilgimi çekmediği için girmedim ancak gördüğüm kadarıyla fiyatlar bizle aynı. Yani buralarda alışveriş pek mantıklı değil. Bizde hep gittiğimizden fazla eşyayla dönerdik bu sefer tersi oldu. İlk bölümü burada bitirelim sırada Stockholm ün alamet-i farikaları var, ikinci yazı çok yakında. Umarım Stockholm serisinin ilkini beğenmişsinizdir :)


8 yorum:

  1. Çok beğendiğim bir şehir. İnşallah birgün giderim

    YanıtlaSil
  2. Bu detaylı gezi yazılarınızı ve resimlerinizi çok beğeniyorum.İnşallah bir gün ben de görebilirim oraları...Ayşe

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim inşallah beğendiğiniz yerleri görürsünüz :)

      Sil
  3. Ne kadar güzel bir gezi olmuş.. Hepsini not aldım.. Biz de kızlarımda adım adım izinizden gezeceğiz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler beğenmene çok sevindim :)

      Sil
  4. Bizim oğlan Tallinn Üniversitesi'nden kabul aldı, orada okuyacak hayırlısıyla inşallah. Artık orada bulunduğu 3 yıl içerisinde bir ara, eşimle birlikte ziyarete gittiğimizde gemiyle Stockholm'e geçip oradan Türkiye'ye döneriz diye düşünüyorum:) O zaman tekrar dönerim bu yazılara.
    Viking gemisi şahaneymiş bu arada.
    Sevgiler Ebru...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah süper tebrik ederim! Evet o şekilde gidebilirsiniz eminim ki çok beğeneceksiniz, sevgiler :)

      Sil

Yorumlarınızı benimle paylaşmak ister misiniz?