Featured

15/slider/custom

Bir Sonbahar Kombini

Pazartesi, Ekim 14, 2019
Canım Ankara'm sonbahara girdi ve Eylül ayını ben seviyorum. Yazın bitmesi, tatilden dönmenin burukluğu, okulların açılması filan biraz stresli evet ama sonbahar sanki yeni başlangıçları da çağrıştırıyor bana. Bu mevsime kahveleri, tabaları ve tarçın tonları çok yakıştırıyorum. Tam da böyle tarçın-koyu turuncu bir ceket var bugün blogda.


Aslında ince bir kaban da denebilir. Tam bu havalar için. Etekle de denedim gayet güzel oldu. Ama hafta sonu olduğu için jean ile kombinlemeyi tercih ettim bu sefer. Kumaşı kaşe, rengi zaten efsane. Uzun ceketlerin bu yıl çok moda olduğunu da hesaba katarsak çok akıllıca bir seçim yapmış olduğumu düşünüyorum ne dersiniz :)




Ceketimin linki: Burada 

Bu arada hemen ekleyeyim, alışveriş yapmayı en sevdiğim site olan Shein 11. yılını kutluyor ve sizler için en trend parçaları bir araya toplamışlar. Siz de SHEIN linkine tıklayarak bu şahane parçaları inceleyebilirsiniz. İndirimli alışveriş için kodunuz 11SH452


Sevgilerimle...

Dantel Detaylı elbise

Cuma, Ekim 11, 2019
Elbiseleri ve elbise giymeyi severim en sevdiğim parça elbise diyebilirim. Sanırım kendime en yakıştırdığım şey de elbise. O yüzden alışveriş yaparken gözüm hep elbiselere takılıyor. Bu da yine siyah üzerine işlenmiş beyaz güpür detayıyla hoşuma giden bir model oldu. Bu ve bunun gibi pek çok modeli Rosegal sitesinden bulabilirsiniz. 





Eğer incelemek isterseniz linki aşağıda vereceğim. Ayrıca şu anda %20 indirimli alışveriş için kodunuz RGT20 Hemen bakın bence :)

Elbise: Rosegal 

Voyage Belek Rüyası

Salı, Ekim 08, 2019
Bildiğiniz gibi seyahat ve otel yazılarım en çok ilgi gören ve benimde yazmaktan en keyif aldığım yazılarım. Hal böyle olunca bize de bol bol gezmek ve gördüğümüzü deneyimlediğimizi buradan paylaşmak düşer değil mi :)) Bu yaz yine yurt içi yurt dışı pek çok seyahat yaptık bin şükür ve de maşallah :) Bunlar arasında ETS gemisi ile Yunan adaları en sevdiğim seyahatlerden oldu diyebilirim. En sonunda da tam yaz bitiyor derken şöyle en güzelinden bir otel tatili ile taçlandıralım ve yazın jübilesini öyle yapalım istedik. 


Tüm bunların planı aylar öncesinden erken rezervasyonla yapıldı. Daha önce Voyage Sorgun da konaklamış ve inanılmaz memnun kalmıştık. Aradan geçen zamanda bir de 4.5 yaşında küçük kız katıldı aramıza ve üç kişilik bir aile olarak Voyage Belek oldu rotamız bu defa. Gitmeden önce yine ETS den bol bol baktık. Ancak gönlümüz Voyage otellerinden yanaydı dediğim gibi, o nedenle seçimde böyle oldu. Öyle güzel bir beş gün geçirdik ki ayrılırken utanmasam koşup odaya geri girecektim diyebilirim :))) Şaka bir yana senenin kapanışı güzel oldu. Sizinle de Voyage Belek' i paylaşmak istedim. Peki neden bu kadar sevdik? Bir kere otel yenilenmiş her şey son derece modern pırıl pırıl ve huzur verici bir atmosfer yaratılmış otelin her alanında. 


Biz ailece yeşilliği çok seviyoruz ve bu otel adeta bir orman içinde gibi yemyeşil, çamlar, palmiyeler...mis gibi. 


Bir otelin olmazsa olmazı düzgün ve işini severek yapan personeldir. Bunu turizm otelcilik mezunu olarak ve de sık sık otellerde konaklayan bir müşteri olarak üstüne basarak söylüyorum; dünyanın en şahane otelini yapın, siyah havyar şampanya su gibi aksın, en muazzam odalar sizde olsun ama personel güler yüzlü ve profesyonel değilse üzgünüz otelinize bir gelen bir daha asla gelmez. Voyage grubunun en önemli artısı personelin güzelliği. Kiminle muhatap olsam hepsi mi nazik, hepsi mi güler yüzlü olur, hepsi mi "işimi çok seviyorum" havasını bu kadar net verebilir? Evet tamamı böyleydi. Selam vermeden geçen bir personele bile rastlamadım. Sizin birşey istemenize bile gerek kalmadan ilgilenenler de ayrı bir konu. 

Bu yıl Öykütoş 4.5 yaşında olduğu için artık tam bir oyun çocuğu ve daha önceki yıllarda daha kısıtlı kullandığımız çocuk klubü bu yıl favori mekanı oldu :) Tabii ki hem onun hem bizim :) Öykü adeta arkasına bakmadan koşarak gittiği çocuk klubünde her gün en az bir kaç saatini oynayarak, eğlenerek ve öğrenerek geçirdi. Buradaki çocuk klubü TUGİ, çocukların oyalandığı sıradan bir çocuk klubü değil adeta bir okul öncesi tesisi andıran kocaman bir bölüm otel içinde. Hem açık hem kapalı alanları var ve ordaki ablalarda abilerde efsane. Öykü hepsini çok sevdi çokkk... Buradan tekrar teşekkürler tüm emeklere...



İnsan çocuğunu güvenle mutlu bir şekilde emanet edince tatil daha anlamlı oluyormuş bu yıl anladım. Biz de bu sayede bol bol anne baba saati yaptık. 

Gelelim olmazsa olmazlarda yemek kalitesine... Tatilde hepimizin yaptığı gönlünce dinlenmek bol bol lezzetli yemekler yemek. Voyage Belek yemek yönünden sanırım listemin en üstlerine yerleşti bile. Pek çok restoran var, genel restoran, çocuksuzlar için adult restoran, çin, meksika, yunan ve geleneksel Türk restoranlarını dilediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz. 


Biz iki gece Çin restoranı yaptık, çok güzeldi. Alakartlar içinde favorimiz o oldu. Öğlen yemeklerinde büyük restoranı tercih ettik. Her öğünde resmen ne seçeceğimizi bilemediğimizden dakikalarca dolandık büfelerin arasında :) İnanılmaz kaliteli ve lezzetliydi. 


Ve yaz sıcağında en çok sevdiğimiz havuzlar ve aqua park bölümüne gelelim. Burası Öykü' nün görünce gözlerinin parladığı ve her gün iki saate yakın vakit geçirdiği, her yaşa göre kaydırağın bulunduğu süper bir aqua park. Büyük kaydıraklardan bile kızımla ikimiz kaydık, bir tanesi tam bizlikti,  hızı ve düşüşü çok güzel ayarlanmıştı. Ben ki hiç adrenalin insanı değilim, ona rağmen severek geçirdim aqua parkta vakti.


Büyük havuz, yetişkinler için çocuksuz havuz, hamam ve spa bölümleri de çok ferah ve güzeldi, hiçbirini es geçmedik yani otelin tüm köşeleri kullanıldı itinayla :)  Özellikle geniş hamam bölümü ve sıcak taş koltuklar süperdi.


Gündüz deniz havuz, aqua park, yeme içme, akşam ise çocuklara mini disco ve sonrasında her gece iki gösteri oldu ve biz bir otel için bu gösterilerin tamamını son derece üst seviyede bulduk. Bu showlar kıyafetinden koreografisine, müziğinden dekoruna bizi büyüledi diyebilirim. Görsel bir şölendi adeta bu showların her biri.



İşte böyle geçti beş günümüz Voyage Belek de. Ben bir otel müşterisi olarak aldığım hizmetten son derece memnun kaldım. Eşim ve kızım da öyle. Kazandığı parayı sonuna kadar hak eden bir otel diye düşünüyorum. Sizlere de detaylı paylaşmak istedim. Özellikle çocuklu aileler için inanılmaz güzel bir otel, kesinlikle gidilmeli :) 














Mavi Beyaz Bir Rüya: Mykonos

Pazartesi, Ekim 07, 2019

Bazı rüyalardan uyanmak istemeyiz. Evet, gerçekten de bitmesin denecek güzellikte bir rüya gibiydi Mykonos gezimiz. Peki neden bu kadar çok sevdin derseniz; çivit mavisi kapılarıyla bembeyaz evleri, gezmeye doyulmayan daracık, taş zeminli sokakları, tepeden size göz kırpan tarihî yel değirmenleri ve büyüklü küçüklü kiliseleriyle görür görmez ısındım derim. Tabii bununla da bitmiyor; tertemiz denizi, ünlü plajları, şık butikleri, sanat galerileri ve otantik mekanlarıyla Mykonos, bir gezgin için tadına doyulmayacak bir seyahat durağı. Nitekim son yıllarda popülaritesinin iyice artması da bunun bir göstergesi. Ben bir adım daha ileri gidip “tekrar gitmek istediğim yerler” listeme ekledim bile.


86 kilometrekarelik boyuna bakmadan dünyanın dört bir yanından turisti tüm sezon boyu ağırlayan Mykonos, hem dinlenmek, fotoğraf çekmek, denize girmek hem de geceleri hareketli eğlencelere katılmak isteyenlere uygun bir Yunan adası. Gündüz nispeten daha boş olan sokaklarda sağlı sollu mağazalara bakarak aheste aheste yürümek, tabiri caizse sokaklarda kaybolmak burada yapacağınız ilk şey olsun. O güzelim butiklerin ve tasarım ürünlerin satıldığı mağazaların içini gezmeyi de ihmal etmeyin. Mavinin en göz alıcı tonlarına boyanmış kapı önlerinde poz vermekten yorgun düşseniz de bol bol fotoğraf çekilin. Sonunda öyle güzel kareler çıkıyor ki bakmaya doyulmayan… Bu beyaz evlerin süsü begonviller ve sardunyalar da fotoğraflara bolca konuk oluyor tabii. Volkanik bir ada olan Mykonos’ta zaten başka bir yeşillik, bitki örtüsü, orman yok. 


Siz bu taşlı, tertemiz, dar sokakları arşınlarken belki karşınıza adanın maskotu Pelikan Petro çıkar. Hemen bir poz da onunla verin! Şaka gibi ama değil, Mykonos’ta gezerken pat diye kaşımıza çıkan Petro sayesinde ilk defa kanlı canlı bir pelikana bu kadar yakın oldum ve hatta kendisiyle bir poz verdim. Meğer adada ünlüymüş, gün boyu gezer dururmuş, yakalayan turistler de hemen çekermiş onun fotoğraflarını bol bol…


Denize bakan kafelerin en ilginç olanları Little Venice denen yerde sanırım. Buraya Little Venice deniyor çünkü evler Venedik’te olduğu gibi suyun nerdeyse içinde, dalgalar duvarlarına kadar ulaşıyor. Buradaki kafelerde oturup ayağınızın dibindeki denizin sesini dinleyebilir, güneşin batışını izleyebilirsiniz. Bir de rüzgârından bahsedeyim: Gün boyu bitmeyen güçlü bir esintisi var buranın. Sokak aralarında çok hissedilmese de deniz kenarında özellikle güneş batınca hafif ürperten rüzgâra karşı hazırlıklı olmakta fayda var. 


Mykonos’ta pek çok mekân var hiçbiri birbirine benzemeyen, dekorasyonuyla, canlı çiçeğiyle, masa örtüsüyle mutlaka bir diğerinden farklı olan onlarca mekân… Hepsinde yiyip içmek mümkün olmasa da göz ucuyla incelediğim kadarıyla hep zevkli, şık yerler. Ayrıca adada yüzlerce kilise ve şapel var. Beyaz duvarlı masmavi kubbeli kiliseler, adanın simgelerinden olmuş. 



Gezdiniz tozdunuz, bir yerde oturup bir şeyler atıştırdınız, belki bir uzo içtiniz, akşamı ettiniz. İşte şimdi Mykonos’un en güzel zamanları başlıyor. Gün batımını izleyeceğiniz en özel yerlerden biri Mykonos. Tepedeki yel değirmenlerinin önüne gidip güneşin denize ağır ağır düştüğü, kıpkırmızı bir hayal gibi yok olduğu gün batımı vakitleri sanırım burada geçireceğiniz en romantik anlar olacak. 



Güneşi de batırdıktan sonra artık bir akşam yemeği ve belki ünlü Yunan tavernalarında bir eğlence gecesine katılabilirsiniz. Bizim halaya benzer meşhur Yunan dansı sirtaki sizi çok eğlendirecek emin olun. Gün sonunda da yorulmuş ama fotoğraf makinenizi muhteşem karelerle, beyninizi harika anılarla doldurmuş olacaksınız. 


Eğer siz de mavi beyaz bir rüya görmek isterseniz, rotanızı bu güzel adaya çevirmenizi tavsiye ederim…


Kaç Karat Pırlanta Almalıyız?

Cuma, Ekim 04, 2019
Pırlantaların en önemli özelliklerinden karat ağırlığı, bir pırlantanın ne kadar ağır olduğunun ölçümüdür. Antik dünyada, keçiboynuzu tohumları bireysel elmasların ağırlığı için referans olarak kullanılmıştır. Günümüzde kullandığımız karat kelimesi, işte bu keçiboynuzu tohumu anlamına gelen "carob seeds" adından gelmektedir. Bugün, bu tarihi uygulama, şu anda tüm elmaslar için çağdaş ağırlık ölçüsü olan Karat kelimesine yol açmıştır.Tam doğruluğu sağlamak için yüzlerce ondalık basamağa kadar kesin ölçümler yapılır.Bir metrik karat 200 miligram olarak tanımlanır.  
 
0.07 karat 

En iyi tektaş pırlanta görüntüsü için Karat ağırlığı min. 0.30 karat şeklinde düşünülür. Mücevher takılar takmak her zaman bize özel bir his verir ve anılarımızı daha heyecanlı hale getirir.Herkes için Zen Pırlanta tarafından tasarlanmış mükemmel mücevher bulunur. Pırlanta seçiminde dikkat edilecek hususlar dendiğinde 4 C en bilindik ve popüler konudur. Karat, berraklık, renk ve kesim. Çoğu insan ilk önce karat ağırlığını düşünmek isteyeceklerdir.  Ama önemli olan tek şey karat ağırlığı değil. Her bir özelliğin dengelenmesi gerekiyor. Zen Pırlanta mücevherlerinde her detayı en mükemmel şekilde tasarlar.  
 
0.15 karat 


Özellikle karat seçimi konusunda hala kafanız karışıksa 0.20-0.40 aralığındaki boyutları genel olarak nişan ve düğün döneminde düşünebilirsiniz. 0.10-0.20 karat pırlanta aralığı ise genç kızlara mezuniyet hediyesi ya da doğum günü armağanı olarak tercih edebilirsiniz. Alışveriş yaparken el boyutunu ve parmak boyutunu düşünün. Zümrüt, oval ve prenses kesim gibi süslü elmas şekillerinin çoğunun, aynı karat ağırlığındaki yuvarlak bir elmastan daha büyük görüneceğini unutmayın. Pırlanta karat seçimlerinde mutlaka yaşınızı, boyunuzu ve parmak şeklinizi de göz önüne almalısınız.