Featured

15/slider/custom

Köln Seyahat Notları

Salı, Ekim 27, 2020
Eşimin Almanya doğumlu olması sebebiyle bize hep sempatik gelen Almanya' ya daha önce iki defa gitmiş Berlin ve Münih'i keyifle gezmiştik. Bu defa rotamızı Köln' e çevirdik. Eski adı Kolonya olan, bildiğimiz kolonyanın anavatanı Köln Almanya' nın dördüncü büyük şehri. Almanyanın batısında yer alan Köln ılıman iklime sahip ancak yıl boyu sık sık yağışlı. 


Biz Şubat ayında gittik hava elbette oldukça soğuktu. Neyse ki bir iki gün ara ara yağdı onun haricinde güneş açtı da rahatça gezebildik.
Köln şehri Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir şehir. Almanyada nerdeyse Almandan çok Türk var hissine kapıldım bir an. Genel olarak temiz, sakin, düzenli bir şehir. Avrupanın hemen her ülkesindeki gibi ulaşım son derece kolay. Peki Köln de nerelere gittik nasıl vakit geçirdik derseniz hemen başlayalım o zaman :)

Köln Katedrali (Kölner Dom)

Burada ilk görülecek yer elbette Köln katedrali (Kölner Dom) oldu. Gotik tarzda yapılmış iki kuleli ve 157 metre yüksekliğe sahip bu katedral 1248 yılında yapımına başlanmış ve tam 632 yıl sürmüş! Sonunda 1880 yılında hizmete açılabilmiş. Tam altı asır boyunca bitirlememiş bu yapı dünyanın üçüncü büyük kilisesi. İçine girip gezmek gerçekten epey vakit alıyor. Alt katında hazine dairesi ve mezar odasını görebilirsiniz. Son derece şaşalı, insanı büyüleyen bir yapı. Köln katedrali UNESCO Dünya mirası listesinde yer alıyor. Bir turist olarak elbette ilk görülecek yer burası oldu.

Köln Katedrali

Köln Merkez Cami

Tabii ki bu kadar Türkün ve müslümanın olduğu yerde şaşalı bir ibadethane olmalıydı. Köln Merkez camii (Cologne Central Mosque) Köln ün görülesi yapılarından. 17 bin metre kare alana kurulu gösterişli bir camii. Yapımı 2017 de bitmiş, açışılında bazı olaylar ve protestolar olmuş sonradan okuduğum kadarıyla.

Görsel: Wikipedia

Çikolata Müzesi (Schokoladen Museum)

Ailece (pek çoğunuz gibi) çikolata sever olduğumuzu belirteyim :) Dolayısıyla Köln de görülecek yerlerden biri de elbette Ren nehri kıyısındaki bu çikolata müzesi olacaktı. Hele Öykü duyduktan sonra gitmemek ne mümkün :) 


Burayla ilgili iki tane eleştirim var biri çok büyük bir alanda daha fazla şey sergilenebilir daha dolu dolu olabilirdi. İkincisi ise 11€ kişi başı olan giriş ücreti. Bana biraz pahalı geldi. Ama Öykü başta olmak üzere memnun kalmadık diyemeyiz, içerinin kokusu giriş ücretini unutturdu yani :) Çikolata müzesinde girişte kakao bitkisini canlı olarak görebileceğiniz küçük bir serayı gezdik.


Sonrasında kakaonun ham halinden çikolata oluşuna kadar her şeyi tek tek gördük. Çikolata makinelerinden çıkan taze çikolatalardan yedik. İçine istediğimiz malzemeleri seçerek özel çikolata yaptırdık. Bol bol ikram edilen çikolataları yedik. Ve missss gibi kokuyu içimize çeke çeke gezdik. 




Alter Markt


Eski şehir meydanı olarak tanımlayacağım bu yer turistlerin çoğunlukta olduğu, eskiden pazar yeri olan şimdilerde ise kafelerin, restoranların ve pubların bulunduğu bir nokta. Burada yeme içme için pek çok alternatif bulabilir, keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Motorworld & V8 Hotel

Burası ise karı koca otomotiv sektöründe uzun yıllar geçirmiş biz için kesinlikle gidilecek noktalardan oldu. Motorworld eski-yeni pek çok motorlu aracın sergilendiği ve aynı zamanda satış yapıldığı kocaman bir yer. 


Bir tane küçük bir showroom var orada komple ahşaptan yapılmış otomobil, çiçek çocukların minibüsü ve amfibik araba gibi enteresan modeller sergileniyor. 


Diğer büyük showroom ise iki katlı ve içinde sayısız otomobil var. Bunların tamamı orjinal modeller. Satış da yapılıyor. 


Üst katta ise efsane yarış pilotu Michael Schumacher için ayrılmış bir alan var. Yarışlarda kullandığı araçlar, giysiler, kasklar, kazandığı ödüller hepsini görebiliyorsunuz. 


Bizim gibi otomobile ve otomobil sporlarına meraklıysanız saatlerin nasıl geçtiğini anlamazsınız Motorworld de. Burası V8 Hotel ile iç içe. Tabii ki otelin de konsepti otomobil. Odaları özeli yatakları filan araba şeklinde :) Eğer gelmeden önce planlayabilseydik bu otelde bir gece de olsa kalmak çok isterdik. Bir daha ki sefere inşallah :) 


Burada yarım günden fazla vakit geçirdik ve çok keyifliydi, daha da kalırdık yani. Köln de güzel keşifleden oldu Motorworld.

Hohenzollern Köprüsü

Ren nehri üzerindeki bu köprü şehri güzelleştiren yapılardan biri. Uzunluğu yaklaşık 400 metre olan bu köprünün üstü yine bir köprü klasiği olarak aşıkların astığı kilitlerle dolu. Yıllardır sevgililer gelip kilitlerini asıp anahtarları Ren nehrine atıyorlarmış. İçinde aşk olan her hikaye ne kadar da naif oluyor değil mi :)



Karnavallar Şehri Köln 

Biz gittiğimiz zaman Köln karnavalına az zaman kalmıştı ve karnaval kıyafetleri satan mağazalar rengarenk giysiler, peruklar, aradığınız her çeşit kostüm ile adeta tıklım tıklımdı.


 Bu renkli mağazaları gezmek ve kostüm denemek çok zevkliydi, hele de Öykütoş için :) En çok o eğlendi. Keşke tam karnaval zamanına denk gelseydik demekten kendimizi alamadık. Sadece kostümleri bile bizi böyle eğlendiriyorsa kim bilir karnavalda ne kadar eğlenirdik :) 



Yeme İçme

Köln bir Türk için kendini adeta kendi memleketinde hissettirecek kadar Türkleşmiş. Lakin bizim istediğimiz özel yerler bulmak. Burada bir Türk mahallesi var cadde komple kebapçı, dönerci, tantunici, çorbacı. Ve hepsi de gerçekten tıklım tıklım dolan, gördüğüm kadarıyla gayet leziz yemek yapan yerler. Bizim denediğimiz bir kaç tanesi bizi hem lezzet hem doyuruculuk olarak son derece memnun etti. Burada porsiyonlar oldukça büyük. Neden Türkiye de böyle porsiyonlar yok anlamıyorum. Nereye gitsek bakıyorum Avrupa olsun, uzakdoğu olsun, Amerika olsun hepsinde porsiyonlar çok doyurucu. Bir bizde doymama korkusu yaşatan cılız porsiyonlar sanırım :) Köln de kebap, hamburger, pizza, sosisli, suşi, uzakdoğu yemeği hemen herşeyden yedik. Beğenmediğim bir yer olmadı. Tek sıkıntı euro kuru :) O da böyle olmayaydı tam olacaktı :) Unutmadan eşim ve kızım patates delisi ve Almanya da patates kızartması işi top noktada. Köln de Frites Belgique diye bir yerden yedik aman Allahım o nasıl lezzet! Özel külahında ve yanında ayrıca mayonezi ketçabı ile patates sevmeyenin bile parmaklarını yiyeceği kadar güzeldi buranın patatesi. Kaldığımız sürece her gün olmasada defalarca aldık harikaydı...



Konaklama


Biz her yurtdışı seyahatinde olduğu gibi Booking den oteli ayırttık. Kriterlerimiz şehrin dışında olmaması, kahvaltı vermesi ve temizlik hakkındaki olumlu yorumlar her zamanki gibi Bu defa da aynı şekilde araştırıp Windsor Hotel de karar kıldık. Hem Şubat ayında sıcacık odaları, hem tertemiz odası hem de çeşitli ve leziz kahvaltısı ile bizi son derece memnun etti. Eğer ki Köln seyahati planınız var ise Windsor Hotel aklınızda bulunsun derim.



Biz soğuk kış günü gittiğimiz Köln de biraz üşüyerek de olsa çok güzel bir hafta geçirdik. Bir ya da iki gün yağmur yağdı. Geri kalan günler soğuk ama güneşliydi. Son gün ise her zaman ki gibi günlük güneşlikti :) Hep öyle olur ya :) 


 Köln bize güzel hatıralar bıraktı. Almanya' nın bu şirin kentine giderseniz bizi de anmayı unutmayın olur mu :) En kısa zamanda pandemi biterse yepyeni seyahatlerde görüşmek üzere, sevgilerimle :)





Avon Anew Serum Etkili Ruj

Salı, Ekim 20, 2020

Son zamanlarda evden hep maskeyle çıkmaktan dolayı ruj hevesim epey bir kaçmıştı. Ta ki Avon un bu güzelim serisiyle tanışana kadar. Renginin göründüğünden daha da tatlı durduğunu söylemeliyim. Beni en çok sevindiren ise bu rujun dudakları inanılmaz güzel nemlendirmesi. Resmen yumuşacık yapıyor, hafifçe sürseniz bile. Bu kadar nemlendiren ruj azdır diye düşünüyorum. 


Ürün açıklamasında yoğun nemlendirici olduğu, dudakların 72 saat boyunca yumuşacık kalmasını sağladığı yazıyor. Aynen de bu vaadi yerine getiriyor :) İçeriğinde dudak dokusunun görünümünü düzgünleştiren nemlendirici gliserine sahip olduğu ilk kullanımdan itibaren farkediliyor. Bir hafta gibi bir sürede dudak dokusunda değişim görülür diyor. Gerçekten de çatlaklık kuruluk kalmadı, tahminimden başarılı. 


Bu rujdan beklememeniz gereken tek şey uzun süre kalıcılık. Sürdüğünüz andan itibaren nemli yumuşak dudaklar yaratan bu ruj rengi aynı kalsın derseniz bir kaç saat içinde tazeleme gerektiriyor. Ancak ben bir kere sürüyorum ve kalan hali bana yetiyor, nemi de zaten gün boyu gidiyor.


Avon kataloğunda ve sitesinde farklı renklerini de görebilirsiniz ben bir de açık renk bakayım diyorum :)
Sevgilerimle...



Casual Rahatlığı

Salı, Ekim 20, 2020

Kurumsal iş hayatında iken genelde elbise, etek, arada da pantolon tercih ederdim. Favorim tek parça elbiseler ve topuklu ayakkabılardı. Son yıllarda ise kurumsal hayata veda etmenin etkisiyle bu parçalar yavaş yavaş benden ve dolabımdan uzaklaşmaya başladı. Öyle böyle derken casual giyim hayatımın parçası oldu. Çocuklu günlük hayatta en rahat parçaları tercih ettiğimden dolayı taytlar, rahat kesim pantolonlar ve şimdilerde eşofman takımlar favorim. 


Bundan bir kaç yıl öncesinde pek de tercih edilmeyen takım halinde giysiler ve takım eşofmanlar bu ara çok trend. Shein den seçtiğim bu eşofmanın altı lastikli üstü de kısa crop şeklinde. Ben havalardan dolayı içine bir şey giydim. Gönül tabi cropu tek giyeyim isterdi amma velakin ne havalar ne de kilolar pek müsait değil :)))


En sona şu asker duruşumu da koyayım tamam olsun :)) neden bu pozu verdim bilemedim, sanırım eşofmanın rahatlığı beni bu noktaya getirmiş :))) Ben rengini, modelini, içinin pamuklu oluşunu ve tatlış kelebeklerini çok sevdim bu takımın. Siz de sevdiyseniz ürün linki aşağıda.


Eşofman Takım: SHEIN

Aralık sonuna kadar Shein den yapacağınız alışverişlerde ekstra %15 indirim için kodunuz 4Qebru
Sevgilerimle :)







 

Lekure Medikal El Ayak Bakımı Ürünleri

Pazar, Ekim 18, 2020

Son yıllarda çoğumuz gibi bende cilt bakımı ürünlerinin seçiminde medikal ürünler olmasına dikkat ediyorum. Bildik markaların dışında içeriği temiz, etkisi yüksek pek çok marka olduğunua inanıyorum keşfedilecek. İşte bunlardan biri de Lekure Medikal oldu benim için. Marka 'El ve Ayak Bakımına Medikal Dokunuş' sloganı ile el-ayak tırnakları, topuk çatlakları ve batık tırnak kurtarma konularında etkili ürünlere sahip. Tesadüfen öğrendiğim ve son dönemde benim de özellikle kuruyan topuklardan yana muzdarip olduğum için sipariş verdiğim ürünleri gelir gelmez kullanmaya başladım. 

İlk önce çatlak deri balzamından bahsedeyim. Kuruyan topuk, diz, dirsek bölgelerinde kullanılan bu ürün nemlendirme ve yumuşatma konusunda gerçekten son derece etkili. Ayaklarımı özellikle tatilden sonra kuruyan topuklarımı inanılmaz rahatlattı. Çatlak görüntü ilk günden hafifledi. Şimdi sabah akşam sürüyorum.

Tırnak serumu ise yine ayak tırnağımda kullanmaya başladığım, tırnak altı boşalmaları, tırnak mantarı ve parmak aralarındaki bakterileri yok etmede etkili. Bu ürün %95 doğal içerikli, güvenle kullanıyorum. Kıvamı su gibi ve parmağınızla tırnağınız arasına iyice girerek yayılıyor. Bakalım ne kadar zamanda tırnağımda istediğim etkiyi verecek, sonucu ayrıca paylaşacağım.

Tırnak kurtarma serumu, uzamayan, çabuk kırılan, kalıcı oje işlemlerinden hasarlanmış tırnakları güçlendirmeye yarıyor. Benim el tırnaklarımdaki sorun ise çok ince ve kırılgan olması o nedenle uzatmaya başlamak için bu ürün bana hızır gibi yetişti diyebilirim. Bir haftada etkisi görülmeye başlıyor. 

Bir de banyo jeli var, o da cildin yenilenmesine yardımcı, bakteri ve mantarı önleyen, cildin yüz, vücut, saç derisi ve intim bölgesi dahil her yerinde kullanılabilecek PH oranı uygun bir temizleme jeli. O da hemen banyoda yerini aldı.

Bahsettiğim markanın ürünlerini ben sevdim. Kullanan diğer arkadaşlarımdan aldığım referansla kullanmaya başladım ve memnun kaldım. Ürünleri www.1001kozmetik.com da ve N11 de bulabilirsiniz.  Sevgilerimle :)


Blogger tarafından desteklenmektedir.