22 Eylül 2012 Cumartesi

Bu da benim sofram


Dün akşam ne yediğimin kimi ne kadar ilgilendireceğini bilmiyorum. Heves ettim yazacağım. Haftada 6 (yazıyla altı) gün çalışıp akşamda 7 den önce eve giremeyince her gün sofra kurmak çocuk oyuncağı değil takdir edersiniz. Elçinleri yemeğe çağırdım, çünkü kaç zamandır ziyaretlerimiz tek taraflı oluyordu benim vaktim az diye.
Menü klasik: çorba-tavuk-pilav-salata. Önceki gün yeşil mercimek çorbamı yaptım. Akşam eve gelince tavuk butlarını baharatlayıp fırın poşetine attım. Patateslerde de aynı taktik. Onlar pişerken pilav yaptım. Pilavı yasemin pirinciyle yapıyorum, nefis oluyor. O arada salata yaptım. Sonra Elçin yoğurtlu semizotu yaptı. Öyle böyle derken bir saatte en ama en sevdiğim çeşitlerden oluşan sofram donatıldı bile. Görmemişin yemek yapası tutmuş hemen sofram da sofram diye fotoğrafını çekip bloguna koymuş. O benim işte. Bu da tavuklu pilavlı, çorbalı salatalı, mezeli öz be öz turkish style akşam yemeği masamız:






Küçük şeyler mutlu eder insanı, ya da ben öyleyim bilmiyorum. En ama en kral dostum, arkadaşların şahı, her zaman yeni birşey öğrendiğim, kimselere benzemeyen Şehnazcığım, aşağıdaki iletiyi facebook duvarımda paylaşmış. Sevindirik oldum, çok hoşuma gitti ben de buraya koydum :) Bi de bakıyorsun aynı iletiyi bütün arkadaşlarının duvarına yapıştırmış hahaahaa ne gülerim ama :)))) Neyse öyle de olsa seni seviyorum canım :)



♥♥♥

http://ebrueliacik.blogspot.com/

2 yorum:

  1. Yok dotum, bu sadece sana özel. Hatta şimdi senin blogunda gören olursa onlar ne diyecek bilmiyorum :)))

    Çok güzel şeyler yazmışsın hakkımda çokkkkkkkkkkkkk mutlu oldum. Ama sen de benim dotumsun işte daha ne diyeyim ki :)

    Muck

    YanıtlaSil

Yorumlarınızı benimle paylaşmak ister misiniz?