Başlık böyle ama lohusalık biteli de on günü geçti, malum artık herşeyi geriden takip ediyorum, çoğu şeye de yetişemiyorum. Başka bir dünyanın insanıyım artık. Sadece kendim için yaşadığım günler geride kaldı, keyfimin kahyası değilim yani bu saatten sonra Öykü'mün kahyasıyım :) Mesela şimdi bu yazıyı yazarken kulağım tilki gibi içerden gelecek ağlama/mızırdanma sesinde. Böyle zamanlarda hadi diyorum hadi bebeğim az daha uyu da şu işimi halledeyim. Az daha uyu da bi bulaşık makinesini boşaltayım, bi çamaşır atayım, bi tuvalete gireyim, bi...bi...bi...şimdi de bi post hazırlayayım diye Öykü'ye uyku diliyorum Allahtan. Neyse artık ilk günlerdeki gibi değiliz bir düzene giriyoruz yavaş yavaş. Bir gecede üç defa kalkıp toplamda beş saatlik uykuya harika diyebiliyorsam alışıyorum demektir :) Ama bu benim deliksiz uykuyu özlemediğim, tombulluktan sıkılmadığım, gezme tozmalara hasret kalmadığım anlamına gelmiyor :) Şaka bir yana çok şükür halimden memnunum isteyen herkese nasip etsin Allah, eşsiz bir duyguymuş gerçekten.
Geçen pazar ilk kez Öykütoş Serhan ve ben dışarı çıktık avm ye gittik ve üç saat kadar vakit geçirdik. Geçirdik derken, bebek iyiydi iyi olmasına ama bizim o acemiliğimiz neydi Allahım! Bebek arabasını yürüyen merdivenlerden indirip çıkarmaya çalışırken takılmalar, puseti kaydırmalar, bebeği hoplatmalar off...Valla tek başıma hiç bi yere gidemezmişim gibi hissettim o an. Beceriksiz miyim, ilk gün diye mi öyle oldu, peki ben böyleyim Serhan'a ne oldu hiç anlamadım :) Neyse biraz gezdik, bir de yemek yedik apar topar. Buna da şükür :) Benim gibi avm alerjisi olan birinin en sevmediği yere bile hasret kalması ne demekmiş görün işte. Kırk gün evden çıkmayınca insan neresi olsa koşup gidesi geliyor demek ki...Bu fotoğraflar da bir uyku arasında çekilen kendime moral ve hayata dönme konulu kareler :) Kazak Sheinside.