yurtdışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yurtdışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zaful 3. Yaşını Kutluyor!..

Salı, Mayıs 16, 2017

Sık sık alışveriş ettiğim ve hem giysi, hem ayakkabı kalitesinden son derece memnun olduğum Zaful sitesi gelecek ay üçüncü yaşını kutluyor. Tabi bu arada harika indirimler, avantajlı alışveriş fırsatları ve ücretsiz kargo sürprizleri de beraberinde geliyor. Zaful sitesinde giyisi dışında ayakkabı, çanta, aksesuar gibi pek çok seçenek mevcut. Az önce girip baktığımda özellikle yeni gelenler kısmına hayran oldum. Çiçekliler, pötikareler, uzunlar kısalar çeşit çeşit elbise gözlerimi kamaştırdı diyebilirim. Yazın geliyor oluşu, deniz, güneş ve tatille buluşacak olmanın heyecanı insanı sanırım yeni giysiler almaya itiyor :) Ben de bu heyecana kapıldım bu ara. 

Online alışverişte en sevdiğim markalardan olan Zaful' u sizlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Eğer yurt dışı alışverişi yapıyorsanız ve daha önce denemediyseniz mutlaka deneyin. Pişman olmayacağınızdan eminim. Zaful' un üçüncü yaşını kutlayacağı mailini alınca hemen bende kendim için birşeyler bakmaya başladım.  Bu güzel haber gelince siteyi ve sitede ne gibi avantajlar var hemen paylaşmak istedim. Peki bunlar neler dersenizzzzz buyurun bakalım hemen :)

Free Shipping / Ücretsiz Kargo

Yıld önümü olan Haziran ayı boyunca 30$ üstü tüm alışverişlerde dünyanın her yerine kargo ücreti ödemeyeceksiniz! Pek sitede limit daha yüksek ve bu limitlerin çoğu ülkemizdeki gümrük limitini aşıyor o nendenle Zaful da 30$ lık limit çok avantajlı!

Coupons / Kuponlar

Siteye girişte ana sayfada yer alan bannerda indirim kodları yer alıyor bunları kullanarak alışverişlerinizde indirim sağlayabilirsiniz. Gerçekten fiyatta çok büyük farklar yaratabiliyor bu indirim kuponları. Sakın göz atmadan geçmeyin! 

Free Gifts / Hediyeler

Yıl dönümü kutlaması için bazı basit adımları yerine getirip ücretsiz hediyeler kazanabileceksiniz! Ben de bu fırsatı kesinlikle kaçırmayacağım...

Limited Number offer / Anlık Satın alma

Bazen sınırlı sayıda stok için inanılmaz fiyatlarla ürün satışı yapılıyor bunları takipederseniz eminim çok karlı çıkacaksınız.

Satın Alanların Yorumları

Gerçek kullanıcı yorumlarını ürünleri satın almadan önce mutlaka okuyun bunlar çok fikir veriyor. Zaful' da hiç problem yaşamadım ancak bu yorumlara bakmak çok faydalı.

Rebate Zone / İndirim Bölümü

Belli miktarda alışverişler için verilen belli oranda indirimler var ve siz alışveriş yaptıkça bu oranlar size indirim olarak dönecek. Zaten fiyatların gayet uygun olduğu sitede bunu da düşünmüş olmaları harika.

Bundle Sale zone / İki tane al indirimli öde

Bu kısımda aldığınız üründen iki tane alımanız durumunda ödeyeceğiniz miktardan indirim yapılıyor.

Fixed Price Zone / Sabit Fiyatlı Ürünler

Direkt fabrika satış ürünleri olduğu için sabit fiyatlı ve çok çok uygun fiyatlı ürünler kısmı.

Bense bu ara yazlıklara ve deniz kenarında giyilecek giysilere bakmakla meşgulüm. Hem mayo hem bikini, hem de deniz kıyafetlerine bakıyorum sık sık. Mesela kırmızı bikiniler gözüme çok hoş görünüyor. Her ne kadar iddialı olasa da kırmızının da çok ağır ve hoş tonları var tabi. Bir de yine sarı ve sarının tonlarının yer aldığı sarı bikiniler kısmına bayıldım. Sarı rengin enerjisi ve yazı temsil etmesi nedeniyle ilk tercihlerimden oluyor yazları. Nedense gözüm renklilerde yani bu ara :) 

Sende modanın ve trendlerin nabzını tutmak istiyorsan instagram saysafından Zaful ' u takibe alabilirsin. Ben takip ediyorum harika kombinler ve çok hoş fikirler görüyorum. Sende takip edip en yeni trendlerden en önce haberdar olur, moda yazılarını okuyabilirsin! 

Ayrıca Zaful sitesine girip Z-me toluluğuna katılabilir, çeşitli hediye kartları ve ücretsiz hediyelre sahip olabilirsin. Tüm bunlardan sonra Zaful' a girip bakmak için vakit kaybetmezsiniz sanırım :) Şimdiden keyifli alışverişler, sevgilerimle...









Karlovy Vary Gezi Notları

Pazartesi, Temmuz 04, 2016
Karlovy Vary seyahat rotamızda olmayan ve tesadüfen gitme fırsatı bulup hayran olduğumuz, Prag'a iki saat uzaklıktaki bir Çek şehri. İsminin anlamı "Kralın Banyosu" olan Karlovy Vary dünyanın en ünlü kaplıca şehri. Zamanında kral Karl burayı keşfetmiş ve bir saray yaptırmış. Sonrasında zenginler ve bürokratlar da mesken edinmiş ve popülerliğini her zaman korumuş. Kartpostal şehir olarak da anılan Karlovy Vary gerçekten bu ünvanı fazlasıyla hak ediyor. 
Kaplıcalarının yanı sıra tertemiz havası, yemyeşil doğası ve muhteşem güzellikte evleri de meşhur. Zamanında Atatürk de şifalı suları için gelmiş bu şehire. 


Eşimin çocukluk arkadaşı ile Prag da buluşmamız ve onların ısrarla burayı görmemiz gerektiğini söylemeleri ile hep beraber arabaya atladığımız gibi gittik Karlovy Vary' e ve aynen arkadaşlarımızın söylediği gibi hayran kaldık. Aslında hakkı bir gece kalmakmış ama olmadı. Eğer Prag'a giderseniz mutlaka ama mutlaka burayı planınıza dahil etmelisiniz!


Yine şehrin ortasından geçen bir nehir ve iki tarafı bağlayan köprüler vardı Pragda olduğu gibi. Buradaki nehir daha dar ve köprüler daha küçük.




Binaların güzelliğini ise gerçekten anlatacak kelime bulamıyorum. Çektiğimiz hiçbir fotoğrafı beğenemiyorum, gözümün gördüğü güzelliği belgeleyecek fotoğraf yok ne yazık ki. 



Okuduğum kaynaklarda şehirde sigara içmenin yasak olduğu yazıyor. Gerçekten havası muhteşemdi. Ancak yemek yediğimiz yerde sigara içenlere rastladım, yasak kalkmış olabilir mi bilmiyorum.


Aşağıdaki fıskiyeden gelen su 50 derece civarında termal su ve kendi gücü ile metrelerce yukarı fışkırıyor. Şehrin içinde 12 tane sıcak su kaynağı var ve sıcaklığı 76 dereceye kadar çıkan şifalı sular için bir çok turist buraya geliyor. Bu suları şehirdeki çeşmelerden maşrapalara doldurup içebiliyorsunuz. Ben de tadına baktım fena değildi. Mideye ve cilde iyi geliyormuş bu su.



Buranın bir diğer ünü de porselenlerinden geliyor.  Çok güzel ve orjinal porselen ürünler alabileceğiniz bir çok mağaza var. Burada fiyatlar Prag'a oranla daha hesaplı. Ancak el işçiliği porselenler yine de ucuz değil tabi. 


Her bina canlı renklere boyanmış bir tablonun içinde gibi hissettiriyor. Sanki burası bir film platosu, bunlar da dekor evler...Hepsi son derece bakımlı ve rengarenk boyanmış, tertemiz. Oysa ki tüm binalar çok eski. 




Atlı arabalarla şehir turu yapabilirsiniz. Bu arabaların sürücülerinin çoğu kadın, hem de gayet bakımlı hoş hatunlar, bu da dikkatimi çeken bir detay oldu.



Bu nefis parkın içinde gölet, ördekler ve nilüferler vardı. Burada çimler sanki özel bir villanın bahçesiymiş de yeni biçilmiş gibi tertemiz, yemyeşildi. Ağaçların her biri kocamandı ve göğe doğru yükselmişti. Bu asırlık ağaçların altında uzanıp saatlerce manzarayı izleyebilir ya da kitap okuyabilirsiniz.


Ve nasıl yapmışlar diye epey düşündüğüm kumdan heykel...


Bu fotoğrafı da arka planın güzelliğinden dolayı çok sevdim.  Solda görünen bina bir otel ve arkası el değmemiş orman. 


Ve işte 35 yıllık aradan sonra dünyanın başka bir yerinde buluşan çocukluk arkadaşları Serhan ve Ünsal, yanında da eşi Canan. Buradan onlara da çok selamlar gönderiyorum böyle tatlı insanları tanıdığım için nasıl mutlu oldum anlatamam. Bizim için Almanya dan kalkıp Prag'a geldiler, o da yetmezmiş gibi bizi Karlovy Vary'e götürüp gezdirdiler, sonra da otele bırakıp Almanya'ya devam ettiler. Bu nasıl bir dostluk, nasıl bir insanlıktır, hayran oldum...



Prag seyahatinin bonusu bu tatlı insanlarla tanışmak, üstüne de planımızda olmayan Karlovy Vary gibi nefis bir şehri gezmek oldu. Tekrar teşekkürler inşallah bir gün yine görüşürüz... Onlar olmasa ve burayı göremeseymişiz gerçekten üzülecekmişiz. Bu yazıyla beraber Çek Cumhuriyeti seyahat notlarım son buluyor. Şahane Prag'ı lütfen ilk fırsatta gezin, çok uygun fiyatlı turlar var, turla da gidebilirsiniz bizim gibi kendiniz de gezebilirsiniz. Ve bu seyahatin içine mutlaka Karlovy Vary'i dahil edin. Eminim siz de çok seveceksiniz :)


Hollanda Seyahati Son Bölüm: Utrecht

Pazartesi, Mayıs 30, 2016
Hollanda seyahat yazılarımın ilki olan Amsterdam yazımı burada, Volendam yazımı ise burada bulabilirsiniz. Gelelim son bölüme...


Amsterdam seyahatimiz sırasında eşimin Rotterdam da yaşayan eski bir okul arkadaşı bize Utrecht şehrini mutlaka görün diye yazmıştı. Önce gider miyiz filan düşündük. Sonra atladık gittik. Utrecht Hollanda nın 4. büyük şehri ve çok sayıda üniversiteye sahip. Şehrin büyük çoğunluğu öğrenci ve dolayısıyla nüfus genç. Amsterdam gibi turist akınına uğramadığı için de daha nezih. 


Buraya Amsterdam dan trenle gidiliyor ve yol yarım saat sürüyor. Tren sessiz tren ve iki katlı. Köpekle trene binmek serbest. Yanımıza köpekli bir kadın oturunca Öykü'ye dünyaları vermişiz gibi mutlu oldu. Yol boyu köpekle oynadı durdu. Lakin sahibi köpeği zaptetti, hayvan akıllı uslu oturdu da, biz Öykütoşu zaptedemedik, ayakta tamamladı yolculuğun çoğunu :) 


Şehre girince yapıların ve bahçelerin güzelliği ilk dikkatimizi çeken şey oldu. Yine o "film setinde dolaşıyormuş" hissi sardı beni :) 


Dom meydanındaki Dom Kilisesi ve Dom Kulesi ilk gözümüze çarpan yer oldu. Muazzam güzellikte ve yüksek bir yapı.




Pandhof bahçesi ise harika tasarımı ile kesinlikle görülmeye değer.



Sonra başladık caddeleri arşınlamaya...


Harika binalar vardı. Hem çok eski, çok özel ama çok bakımlı...






Amsterdam da olduğu gibi burada da kanallar var. Bence çok da aratmıyor Amsterdam'ı. Şehrin yeşilliğini ise anlatamam!.. Bazı fotoğrafları çekerken üstümüzde zümrüt rengi bir ışık var gibi hissediyordum. o kadar yeşil yani...Kanalların sağında solunda kafeler ve restoranlar var. Günün her saati dolu sanırım buralar. Gece çok güzel oluyormuş ancak biz tekrar Amsterdam'a döneceğimiz için akşama kadar gezdiğimizle kaldık. Gelirken bu kadar kalacağımız da bilmiyorduk, bu kadar beğeneceğimizi de...




Çok orjinal şeyler satan mağazalar vardı. Fiyatlar ise Amsterdam dan daha uygundu. Ancak taşıma sıkıntısı yüzünden pek birşey alamadık. Bazılarında aklım kalmadı desem yalan olur.

Acıkınca aşağıdaki büfeden ton balıklı sandviç yedik. Ekmeğini de kendileri yapıyorlarmış. O kadar lezzetliydi ki nerdeyse birer tane daha yiyebilirdik o koca sandviçten.



Sonuç olarak Hollanda Amsterdam dan ibaret değil. Tıpkı Amsterdam'ın Red Light'dan ibaret olmadığı gibi :) Buralara gelirken eğer ki vakit bulursanız Volandam ve Utrecht'i mutlaka seyahatinize ekleyin. Pişman olmayacaksınız :) Tek pişmanlığınız bir gece kalamamak olur bizim gibi :)


Nasıl, Utrecht'i siz de beğendiniz mi? Bir gün giderseniz beni ve yazımı hatırlayın :)
Böylelikle Hollanda seyahat yazılarının da sonuna geldik. Sırada yeni yerler var. Bol seyahatli günler dilerim :) 


Hollanda Seyahati İkinci Bölüm: Volendam

Cumartesi, Mayıs 28, 2016
Amsterdam seyahatimizde neler yaptık bu yazımda anlatmıştım. Ancak Hollanda Amsterdam dan ibaret değil elbette. Hazır oralara kadar gitmişken Amsterdam dan başka yer görmeden gelmek olmazdı, olmadı :)

Volendam, daha önce eşimin seyahatinde gittiği ve benim fotoğraflardan görüp hayran kaldığım ve Amsterdam dan daha çok beğendiğim küçük bir sahil kasabası. Ana terminalden otobüse binip rahatça gidebilirsiniz. Yol 25 dakika sürüyor. Otobüsler ağzına kadar dolu değil ve herkes oturuyor. Bebek arabası bile kendine geniş geniş yer buluyor :) Yeşil tarlalara baka baka yol anında bitiyor zaten.


Volendam'ın Harika bir marinası var. 


Ve bu marinanın arka kısmında yol boyunca gördüğünüz hediyelik eşya satan yerler, kafeler, ayak üstü yemek büfeleri var. Merkez burası.








Ancak esas güzellik Volendam sokaklarında. Buradaki evler ilginç mimarileri, tertemiz bahçeleri ve şık dekorasyonlarıyla adeta birbiriyle yarışır gibi diziliyor yol boyunca. O kadar bakımlı, o kadar temiz ki evler ben kendimi adeta bir film platosunda filan hissettim. Öyle bir gerçek dışılık var. Belki abartıyorum  bilmiyorum, bende yarattığı his bu. Evlerin hiçbirinin camında demir, parmaklık filan yoktu. Sanırım oralarda hırsızlık olmuyor :) Ayrıca evlerin yola bakan büyük camları sanki beş dakika önce silinmiş gibi tertemiz pırıl pırıldı. Her ev sahibi kendine göre camın önüne dekorasyon objeleri koymuş. Bunlar büyük vazolar, lale saksıları veya pahalı olduğu belli olan büyük cam yada gümüşten yapılmış dekoratif şeylerdi. Sanki her biri en güzel benim evim dercesine sokaktan geçenlerin beğenisine sunulmuş gibiydi. Bu tarz çok ilgimi çekti. Biz de evin içinin görünmesini pek istemez kimse, perdeler sıkı sıkı kapalı olur. Burdaysa her bir ev bir showroom gibi gösterişli döşenmiş ve perdeler de bu özenli dekorasyon görülsün diye aralanmıştı sanki.




Nüfus ise sanırım belli bir yaşın üstünde. Ya da bana öyleleri denk geldi bilmiyorum. Bu da bende "emekli olunca yerleşilecek muhteşem bir balıkçı kasabası" izlenimi yarattı. Utrecht'i görene kadar Volendam kasabası Hollanda seyahatinde favorim oldu.

Burada ara sokaklarda gezinmek çok keyifliydi. Bazı evlerin kapısındaki çöp tenekeleri minyonlar gibi boyanmış, bu bize çok ilginç ve yaratıcı geldi.


Hemen herkes evinin önüne küçük bir masa ve bir iki sandalye koymuş. Masaların üstünde, yada yanında mutlaka saksıda çiçekler var. Herşey o kadar özenli ve hoş ki, tam keyif insanı olduklarını düşünüyorum.






Volendam da uçcuz bucaksız yeşil tarlalar ve bol bol da inek vardı. Reklamlardaki besili temiz ineklerden :) Bir yakınımız bize Volendamı anlatırken "orada inek olmak bile çoğu yerde insan olmaktan iyi" demişti bir zamanlar. Ne demek istemiş şimdi anladım.

Bu şirin sahil kasabasını yarım günde dolaştık sonra geldiğimiz otobüsle şehir merkezine döndük. Eğer Amsterdam'a giderseniz büyük ihtimalle buraya da gidersiniz, ancak ben yine de yazayım, sakın es geçmeyin :)




Blogger tarafından desteklenmektedir.