iki yaş sebdromu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iki yaş sebdromu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aylık Öykü'm

Cuma, Ağustos 19, 2016
Hamilelik, doğum, ilk üç ay, altıncı ay, yaşına girdi derkennnn zaman hızla ilerledi ve Öykütoş 19. ayını bitirdi. Bebek sahibi olanlar çok iyi bilir çocuk yetiştirirken "büyüdükçe kolaylaşan" bir durum olmuyor ne yazık ki. O yüzden burda hiç birbirimizi kandırmayalım :) Benden daha önce anne olup, ben giderken dönen annelerin "daha bunlar birşey değil canım" larını dinlerken az gıcık olmuyordum kendilerine, itiraf ediyorum. Amma velakin anne olarak geçen 19 ay boyunca anladım ki; evet, onlar haklıydı! Allahtan ki şu dondurması erimiş diye üzülen kara gözlü kuzu çok tatlıydı da tüm yorgunluğum bir bakışıyla geçip gidiyordu.


Hamileyken karnında taşıyorsun, bel ağrıları, bulantılar, riskli dönemler, son aylardaki nefes darlıkları ne kadar zorlasada muhteşem bir süreç ve hormonlar filan derken mutlu mesut yaşıyorsun koca göbeğinle. Doğunca bambaşka bir dünyaya adım atıyorsun, bir bakıyorsun uykuya hasret kalmışsın, zombiye dönmüşsün, kimi gece emzirirken bebek kucağında dalmış gitmişsin :) Sonra ilk aylar geçiyor huzura erer gibi oluyorsun bu seferde emdi-emmedi, kilo aldı-almadı, derken emekleme ve nihayet yürüme ile beraber evin içinde bir minik canavarla yaşamaya başlıyorsun. Artık yakası bağrı açılmadık dolap, çekmece kalmadığı gibi bu çekmecelerden çıkanların nerelere dağıtıldığını bulmak da ayrı bir uzmanlık gerektiriyor :) Demek ki neymiş her zaman bir önceki dönem sonrakinden daha kolaymış. 


Benim Öykütoşum doğduğundan beri öyle çok sorun yaratan bir bebek olmadı şükür. Ama şimdilerde azıcık azıcık ucundan kıyısından bi inatlaşmalara, bi asabileşmelere, istediği olmayınca ağlama nöbetlerine başladı beni de bi korku sardı. Son günlerin modası istediği olmayınca asabileşmek, herşeyi büyükleri taklit ederek kendi yapmak, yemekleri ağzından çıkarıp atmak ve yerlere dökmek, alt değiştirme zamanı gelince mızıldanmak, yapma dediğimizin tersini yapmak... Karı koca "ay bu çocuk hiç böyle değildi", "e nooldu da şimdi böyle yaptı", "yok yok bunun huyu değişiyo" diye dellenmelere başlar gibi olunca Hop dedim kendi kendime! Bi dur, bi soluklan, aç şu kitapları göz at, internete bak bi milletin çocuğu ne yapmış, etrafa sor, bir bilene danış...Ve sonuç olarak anladım ki 2 yaş sendromu "terrible two" 18-20 aylık başlar, çocuktan çocuğa farklılık göstererek kiminde bir yıl kiminde daha uzun sürebilirmiş. Bebeklerin asabiyeti zihinlerinde canlandırdıkları becerilerle gerçek hayatta yapabildiklerinin uyuşmamasından, konuşamıyor/az konuşabiliyor olup derdini tam anlatamamasından kaynaklanırmış. Yani hemen her bebekte yaşanan şeylermiş. Bunu bilmek rahatlatıcı tabi ama o inatlaşma anlarının bazılarında kafamdan dumanların çıktığı gerçeğini değiştirmiyor bu. Tek tesellim etraftaki anne bebekler arasında çok daha beter sahneleri görmem :) ve hemen akabinde Öykütoşa sarılıp şükrediyorum, beterin beteri var haline şükret dostum diyerekten  :) Zaten vukuatlar çabuk başlayıp çabuk da bitiyor. Öykütoş balının siniri saman alevi Allahtan. Ama tabi her zaman böyle olmayabiliyor. Bazen istemeden sesimi yükseltiyorum, bazen yanından kaçıp ona kadar sayıyorum :) E bizde insanız...Tek derdim iyi bir anne olabilmek, ancak bu "iyi anne" olmanın da bir kuralı, bir kitabı yok. Yaşadıkça öğreniyoruz birşeyler. Tam öğrendik derken bakıyoruz başka şeyler çıkmış. Bende artık elimden geldiği kadar üstüne düşmemeye, Öykünün şalteri atmaya başladığı an dikkatini başka şeylere çekmeye, "hayır"ı çok kullanmadan başka alternatif göstererek idare etmeye çalışıyorum. Anladığım kadarıyla sabredeceğiz, yumuşak olacağız başka da bir püf nokta yok.


Ama bunların yanında büyüdükçe çok da tatlış oluyor tabi. Ne olursa olsun iyi ki ona kendim bakıyorum, işe ara vermekle en doğrusunu yapmışım diye düşünüyorum. Bakalım annelik serüveninde daha neler bekliyor beni :)



Blogger tarafından desteklenmektedir.