münih seyahat notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
münih seyahat notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Münih' de Gezmeye Devam

Çarşamba, Ocak 20, 2016
Aralık ayında ve bir yaşında Öykütoşla Münih'i gezmeye devam ediyoruz, yazının ilk bölümü için buraya tık (İnstagramdan takip etmek isteyenler için kullanıcı adım eebrubayrak) Gezmeye devam ediyoruz da soğuk hava özellikle sabah ve akşam biraz zorluyor bizi. Kendimiz için değil, biz antrenmanlıyız ama bebek üşür diye korkmadık desem yalan olur. Yine de güzelce giydirip gerekli tedbirleri alarak şehri keşfe devam ediyoruz. Yılın son günü ve BMW müzesi için yola çıkıyoruz. Ama ne yazık ki müze kapalı, sadece dıştan görebiliyoruz. Eşim de bende çok istiyorduk BMW müzesini, kısmet değilmiş. 


BMW Welt in içi...



Ve BMW nin şık tasarımlı binası.


Bu da Olympic Tower, 291 metreden panaromik Münih manzarası izlemek isteyenler için...


Buradan sonra Olimpiyat Stadına doğru yürüyoruz korkunç bir ayazla beraber. Olimpiyat stadı ve olimpiyat havuzunu gördükten sonra Olympia parkında biraz dolaşıyoruz. Kışın ortasında bile çimlerin yeşil olduğu bu parkta yazın gezmek çok hoş olur diye düşünüyoruz. Yeşil alan ve park fakiri bir şehirde yaşayınca gittiğimiz yerlerde gördüğümüz parkları hasretle geziyoruz. Bu havada bile bisikletle gezen bir dolu insan görüyoruz.



Parkın içinde yol boyu ünlülerin el izleri ve kendi çizdikleri ufak resimler var. Benim favorim ise barış amblemiyle Santana oldu.


Havanın soğukluğu dışarda bize yapılacak fazla alternatif bırakmıyor ve Marienplazt a doğru yollanıyoruz. Hedef Galeria Kaufhoff çünkü sıcak bir yerde dinlenip yemek yemeye ihtiyacımız var. Aşağıdaki dev Lego tren çocuklar kadar bizim de ilgimiz çekiyor.



Galeria da yemek yedikten sonra oyuncak katında epey gezip, fotoğraf çekip, kendimize gelip yine sokağa çıkıyoruz.




Her gittiğimiz şehirde Mercedes showroomlarını gezmeye gayret ediyoruz. Münih de Mercedes Me adlı konsept showroomu bulup hemen içeri dalıyoruz. 



Yılbaşı renkleriyle süslenmiş showroomda sadece kırmızı renk klasik otomobiller var. Keyifle inceliyoruz tabii.




O gün yılbaşı olduğu için sokaklar hareketli ve bizde otele gitmemekte direniyoruz. Ancak sonunda Öykü'ye kıyamayıp otele dönüş yapıyoruz ve sonrasında sabaha kadar süren havai fişekleri otelden izliyoruz. Yılbaşı gecesi saat 12 de kulakları sağır edecek kadar çok havai fişek aynı anda patlıyor ve kırmızı yeşil rengarenk ışıklar içinde kalıyor şehir. Ben bu kadar çok havai fişek ilk defa görüyorum canlı olarak. Azalarak sabah beşe kadar patlamalar devam ediyor. Sabah da yine geç kalmadan kalkıp kahvaltımızı yapıp çıkıyoruz. Salzburg a gidebilir miyiz diye bir düşünce kafamızdan geçiyor ve Hauptbahnhof 'a gidip biletlere bakıyoruz ancak sonradan vazgeçip yeni yılın ilk günü Münih in ara sokaklarında kayboluyoruz...


Ve o zaman gecenin birçokları için ne kadar çılgın geçtiğini anlıyoruz. Sokaklar havai fişek ve barut tozları, boş içki şişeleri ve ne yazık ki içkiyi fazla kaçıranlardan kalan kalıntılarla dolu :( Ve sabahın dokuzunda bile yollarda hala sallana sallana yürüyen, elinde şampanya şişesi olan insanlar var. Ancak hayret ettiğimiz nokta bu kadar alkole rağmen olaysız eğlenebilmeleri...Yine sokaklarda kaybolup saatlerce yürüyoruz. İsar nehri buyunca ilerliyoruz bir müddet sonra cidden nerdeyiz diye birilerine soruyoruz. Nehir suyu tertemiz bu arada, bu da dikkatimizi çekiyor. 


Bu kadar yürüyüşden sonra yemek ve dinlenmek için merkeze yollanıyoruz. Yemek konusunda bol alternatif var. Yeme, içme ve mekan tavsiyelerini de bir sonraki yazıya bırakıyorum. Umarım Münih yazılarını keyifli okuyorsunuzdur :)


Münih Seyahati

Pazartesi, Ocak 11, 2016
Seyahat etmek kimine göre gereksiz, kimine göre eziyet, kimine göre de bir yaşam biçimi. Eşimle bizim en büyük hobimiz ve ortak zevkimiz gezmek ve yeni yerleri keşfetmek diyebilirim. Bazıları da bizim bu seyahatler için çok büyük paralar harcadığımızı sanıyor, onlara açıklama yapmıyor "he" deyip geçiyoruz. Fakat şunu da söylemeliyim, sadece günde 10 lira verdiğiniz sigaranızdan vazgeçerseniz yılda iki defa yurtdışı seyahate çıkabilirsiniz :) Tabi bazı önemli noktalar var onları da unutmamak lazım; biletleri takip edip uygun fiyata bulunca almak gibi...Geçen sene gittiğimiz Viyana biletinin gidişi kişi başı 39 € idi mesela. Yani öyle büyük bütçelere gerek yok seyahat etmek için. 
Gelelim Münih'e...Yıllardır evde ailelerimizle olduğumuz ve bizim için ekstra bir kutlama gerektirdiğini düşünmediğimiz yılbaşını ilk defa yurt dışında karşılamak kısmet oldu. Bu da uygun zamanda uygun fiyata bulunan Münih biletinin sayesinde oldu. İnternetten araştırırken "yılbaşında gidilecek üç şehirden biri" olarak bahsedilen Münih'i hem çok merak ediyor, hem de 1 yaşında bebekle, Aralık sonunda ve Almanya gibi soğuk memlekete nasıl gidilir de gezilir diye düşünüyorduk. Ama yine gezgin tarafımız baskın çıktı. Biletler alındı, planlar yapıldı bir cesaret yola çıkıldı. Öykütoş' la seyahat nasıl oldu onu da başka bir yazıda anlatacağım ve bebek için neler aldık, orada neler lazım oldu, bebekli ailelere rehber olması açısından deneyimlerimizi aktaracağım. 


Öykü'nün ilk defa uçağa binmesine ve aktarmalı uçmamıza rağmen bir sakatlık çıkmadan Münih e vardık. İstanbul Münih arası yolculuk 2,5 saat sürdü. Öykü bir saat kadar uyudu. O arada yolun yarısı bitti çok şükür.


Münih havaalanından bir kare...


Otelimize gidiş için havaalanından trene (S bahn) bindik ve 40 dk sonra otelin neredeyse önünde indik. Eğer merkezi yerde orta halli bir otel düşünüyorsanız Stachus Hotel'i inceleyin. Kahvaltı oda fiyatına dahil değil, eğer isterseniz kişi başı 10 €. Odalar fena değil. Temizlik güzel. Bebek yatağı mevcut. Bunu özellikle söylüyorum çünkü her otelde bebek yatağı olmuyor Türkiye' deki gibi. Rezervasyon sırasında mutlaka teyit alın.



Merkez dediğim yer Marienplatz, burada büyük bir meydan ve kiliseler var. Daima kalabalık ve turist dolu. Buradan her yere gidebilirsiniz. 


Kiliselerin içini gezmeyi ihmal etmeyin.


Yılbaşı arifesi olduğu için caddeler, mağazalar, meydanlar ışıl ışıl süslenmişti. Gündüz güzel olan yerler gece ışıklarla beraber daha bir göz alıcı oluyordu.


Glühwein yani sıcak şarap büfelerine adım başı rastladık. Türkiye de de gayet lezzetli versiyonlarını denediğim glühwein o soğukta insanın içini sımsıcak yapıyor. 


Elimdeki şarabın bardağı için depozitoyu peşinen alıyorlar. sonra bardağı götürünce 2 € yu geri alıyorsunuz. Götürmezseniz bardağı satın almış oluyorsunuz. 


Marienplatz özellikle akşam üstü öyle kalabalıktı ki bir ara yürümekte zorlandık diyebilirim. Mağazalarda indirimlerden ve yeni yıl hediye olayından dolayı adım atacak yer yoktu. İnsanların eli kolu poşet doluydu. Bizdeki gibi adım başı avm yok. Bu civarda sadece Galeria diye bir avm vardı onda da insan seli ve kasalarda kuyruk...




Geldiğimizin ertesi günü sabahtan attık kendimizi yollara. 


Viyana da onlarcasının fotoğrafını çektiğim blumen dedikleri çiçekçiler burda da yine ilgimi cezbetti. Harika laleler gördüm. 



Yeni yıl konseptine uygun süslenmiş bu pazarın adı Viktualienmarkt, burası rengarenk tezgahlarıyla tam benlikti. Bütün sebzeler minik minik ve taptazeydi. Kendi ülkemde sebze diye yediğimiz şeyler sebze ise oradaki tazecik şeyler ne merak ettim doğrusu...



Viktualienmarkt sonrası rotamız Deutches Museum oldu. Burası dünyanın en büyük bilim ve teknoloji müzesi ve yılda 1,5 milyon ziyaretçisi oluyormuş. Biz gittiğimizde de tıklım tıklımdı. Bilimin tarihini, nerden nereye geldiğimizi görmek için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bu müze için tüm gününüzü ayırmalısınız. Ki o durumda bile tamamını hakkıyla gezememiş olacaksınız eminim. Bizde saatlerce gezdik ancak hepsini bitiremedik. Geçmişten bugüne uçaklar, bilgisayarlar, değirmenler, gemiler...aklınıza gelecek ve gelmeyecek daha bir çok şey vardı.




Deutches Museum sabahtan akşama kadar vaktinizi ayırıp yorulunca yemek arası verip tekrar devam etmeniz gereken devasa bir müze. Buradan sonra gün neredeyse bitmişti. Bizde yine Marienplatz'ın yolunu tuttuk. 


Drindl adlı yerel kıyafetleri bir çok mağazada gördüm. Öyle renkli ve neşeli görünüyorlardı ki bi tane almak içimden gelmedi desem yalan olur :)


Sonunda kanatlarımı buldum :)


İkinci gün böyle bitti. Ancak Münih için daha çok yazılacak şey var...İkinci yazı gelecek...


Blogger tarafından desteklenmektedir.