bebekle seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebekle seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Hayalin Peşinde

Cuma, Şubat 17, 2017
Blogumu takip edenler ve beni yakından tanıyanlar bilir ki eşimle ben gezgin ruhlu bir çiftiz ve bulduğumuz her fırsatı seyahate çıkarak değerlendirmek en büyük hobimiz. Hatta hobi demeyelim, seyahat bizim için bir tutku desek daha doğru. İki kişilik seyahatlerimiz Öykütoş aramıza katıldıktan sonra azalmak yerine daha da artarak devam etti çok şükür. Bir bebek sahibi olmak gezmeye asla engel değil. Bir yaşında başladığı yurtdışı seyahatlere 6 ülke ekledi bile iki yaşındaki kızımız. Umarım bundan sonra da daha nice seyahatler olur hem onun hem bizim hayatımızda.

Blogumda moda, alışveriş ve kozmetik gibi pek çok alanda yazılar yazsamda benim esas göz ağrım seyahat yazılarımdır. Sizinle paylaşmak istediğim güzel haber ise, seyahat yazılarım artık Türkiye'nin en çok okunan seyahat sitelerinden olan  birhayalinpesinde.com da yayınlanıyor :)


Uzun zamandır  ilgiyle takip ettiğim birhayalinpesinde.com sitesinde yazmaktan dolayı inanılmaz mutluyum. İlk yazım olan "Bebekle Nasıl Seyahat Edilir" konulu yazımı BURADAN okuyabilirsiniz. Sevgili Deniz Pehlivan'ın kurduğu sitede seyahat ile ilgili aklınıza gelebilecek pek çok konuda rehber niteliğinde yazılar var. Deniz Pehlivan ise henüz 27 yaşında ancak kısa sürede 61 ülke 270 şehir gezmiş gerçek bir gezgin! Bizler bu skora ulaşabilir miyiz ya da ne zaman ulaşırız, o sırada Deniz dünyayı kaçıncı kez turlamış olur bilinmez :) Gerçek şu ki genç yaşında bu kadar çok ülke ve şehir gezmiş olması hayranlık uyandırıcı. Belki bir gün kendisiyle seyahate gitmek de kısmet olur :) Umarım hayallerimizin peşinden koşmayı bırakmayız ve o hayallere bir gün dokunabiliriz...

Sevgilerimle...


Bebekle Seyahat

Perşembe, Şubat 09, 2017
  • 1. Bebekle Yurtdışı Seyahat Nasıl Olur?

  • Ailece seyahat etmek elbette iki kişi elini kolunu sallayarak gezmek gibi bir şey değil. Ama unutmayalım ne kadar küçük olsa da o da bir birey, o küçük insanın ruhuna neler katarsak ilerisi için bir o kadar sağlam temel atmış olacağımızı unutmayalım.
    Boşuna dememişler, “Çok gezen mi bilir çok okuyan mı ?” diye. Ayrıca bebek 2 yaşına gelinceye kadar uçaklar onlara bedava, ki aşağıda zaten bebekle uçak yolculuğuna dair her şeyi de anlatacağım. O yüzden, özellikle bu dönemde gezebildiğiniz kadar gezmelisiniz… Hem çocuk daha tam ayaklanmadığından gezmek daha kolay, hem de bilet parası ödemediğiniz için maliyet daha düşük. Sonrasında ise işler biraz zorlaşmasına rağmen, bebek büyüdükçe sizinle gezmekten keyif almaya başlıyor ve bebekle seyahat daha zevkli hale geliyor. Bir çoğumuz, yurt dışı hayalleri kurarken “Biz de gitmek istiyoruz ama. Biliyorsun. Bebekle seyahat hayal şu an !” serzenişi ile çocukla yurtdışı seyahat hayallerinden vazgeçiyor. Hayallerinizden vazgeçmeyin,  sizler de bebekle de yurt dışına gidilip, görmek istediğiniz o güzel yerleri görün diye, bebekle yurt dışına giderken neler yapmanız gerektiğini, hangi önlemleri ve işlemleri takip etmeniz gerektiğini hatta bebek pasaportundan tutun da, bebekle uçak yolculuğuna kadar tüm deneyimlerimi sırası ile bu yazımda anlatacağım.
  • 2. Bebeğe pasaport nasıl çıkarılır?
  • Bebek pasaportu çıkarmak için gerekenler tıpkı bizlerin pasaport sürecinde yaptıkları gibi. Yani bebek diye daha az zahmetli olmuyor. Emniyette pasaport kısmından randevu alıp, bebekle beraber gitmeniz gerekiyor. Randevuyu internet üzerinden başvuru formu doldurup alabilirsiniz. Gerekli belgeler ise nüfus cüzdanı, pasaport harcının yattığına dair makbuz, iki adet biyometrik fotoğraf

    Bebek pasaportu : Bebekle seyahat önerileri
    Bu fotoğrafı direkt fotoğrafçıda çektirebileceğiniz gibi, bebeğiniz poz vermiyor ya da huysuzlanıyorsa evde beyaz bir kumaş üzerine yüzü sabit size bakacak şekilde yatırıp, fotoğraf çekip, bunu fotoğrafçıda biyometrik hale getirebilirsiniz.
    Bizim bebek sağolsun sorunsuz pozunu verdi, fotoğrafçı bile şaşırdı. Pasaport başvurusunda: bebek için anne, baba ve bir de muvafakat belgesi veriliyor. Diğer evraklarla beraber başvuru yapılıyor. Vereceğiniz adrese pasaport geliyor. Bu pasaport en fazla 5 yıl geçerli olabiliyor. 18 yaşına kadar çocuklarda uygulama böyle.
  • 3. Peki 0-2 yaş bebek için seyahat öncesi nasıl bir hazırlık gerekiyor ?

Eskiden tek bavulla gittiğimiz seyahatler, bebekten sonra iki bavul, artı bebek çantası şeklinde artan bagaj hacmiyle devam ediyor. Bebekle ya da çocukla seyahat ederken listenizi çok önceden hazır edip yurtdışında bulamayacağınız malzemeleri (İlaç gibi) öncelikle hazırlamanız gerekiyor.

Gideceğiniz yerde başınıza herşey gelebilir düşüncesiyle;

  • Bebeğin üst baş yedekleri
  • İlaçları
  • Sevdiği birkaç parça oyuncağı
  • Bebek arabası ve rüzgarlığı
  • Kışsa uzun süre bebek arabasında kalacağı için, en kalınından tulumu gibi hayati malzemeler listenin en başında olmalı.

Madrid seyahatimizde kızımız ateşlendi ve hasta oldu. Tüm gece ıslak bezlerle, ateş düşürücülerle uğraştık durduk. Eğer ateş düşürücü ilacını yanımıza almasaydık ne yapardık bilmiyorum !!! Çünkü yurtdışında eczaneden reçetesiz ilaç alınmıyor. Yani her durumu düşünüp, bir iki hafta öncesinden liste hazırlamaya başlamak gerekiyor. Adım adım listede neler var dersek:

Almanya, Münih : Bebekle seyahat önerileri
  • Bebeğin kullandığı rutin ilaçlar (demir ilacı gibi) ve ihtiyaç olabilecek durumda kullanacağı ilaçlar ( ağrı kesici, ateş düşürücü şurup)
  • Dışarda gezeceği için bebeğe uygun yüksek faktörlü güneş kremi.
  • Bol bol yedeklenmiş giysi. Aynı gün içinde komple üç defa üst değiştirdiğimizi bilirim.
  • Mevsim kışsa, üst üste giydirebileceğimiz, kapalı mekana girince çıkarabileceğimiz ince ama sıcak tutan kıyafetler. Dış mekan için kar tulumu, battaniye, puset için rüzgardan ve yağmurdan koruyacak rüzgarlık.
  • Ek gıdaya geçmişse kavanoz mama, kuru meyve; daha büyükse atıştırmalık kraker türü şeyler.
  • Emzik, biberon ve yedekleri ve pişik kremleri.
  • Ayrıca 0-2 yaş döneminde bebeğin pek çok aşısı olduğu için seyahati ayarlarken aşı takvimini de hesaba katmak gerekiyor. Seyahat, aşıdan hemen sonrasına da gelmeyecek şekilde olmalı. Bebek, bazı aşılar sonrasında ateş ve huzursuzluk yapabiliyor.
4- Bebekle uçak seyahati Nasıl Oluyor?
Çocukla uçak seyahati, bebeklik döneminde gayet sorunsuz oluyor. Özellikle emen bebekler için iniş kalkış anında kulaklardaki basıncı önlemek adına bebeği emzirmek lazım.
Yürüme safhasına geçmemiş bebeklerin uyku süresi de uzun olduğundan, uçak yolculuğunda sıkıntı olmuyor. Ayaklanmışsa yerinde oturmak istemiyor. Aralarda kaldırıp uçağı turlamak şart! Kucakta saatlerce oturacak diye hayal kurmayın. Baştan söyleyeyim !!!

Hollanda Amsterdam : Bebekle seyahat önerileri
Boyama kitabı, boya kalemleri, ilgisini çekecek bir dergi, sevdiği çizgi filmi yüklediğiniz bir tablet sizi epey idare edecektir. Buna rağmen huzursuzluk yapıp nedeni belirsiz ağlama krizine girebilir.(Başıma geldi)
Burada da, bildiğiniz tüm duaları okuyup “Ya sabır ! ” deyip susmasını bekleyeceksiniz. Çünkü uçak yolculukları, iç kulakta basınç yarattığı için bebek ve küçük çocuklarda huzursuzluk ve ağlama krizleri görülmesi çok normal. Bazı zamanlarda 3’lü koltuklarda boşluk olunca eşimle oraya geçiyoruz ve bebek uyuyarak yolu bitiriyor. Veya ilk sırada bulunan aparata hostesler yardımıyla yatak bağlanıyor ve bebek burada da uyuyabiliyor ( Bu yatak 11 kiloya kadar kullanılabiliyor).

Amsterdam Hayvanat Bahçesi : Bebekle seyahat önerileri
Yani uyku kısmı bizde hiç sorun olmadı. Zaten uçakta ki bebek, yolcuya göre mama / oyuncak/ dergi gibi şeyler yükleniyor ve bunlar bebeği oyalayan şeyler. Kızımız uçaklara çok alıştı, nerede uçak görse ( Daha konuşamadığından) eliyle uçak gibi yaparak “Uvvv.” diye taklit yapıyor. Darısı başınıza.
  • Biz bebek sahibi olmadan önce Uzakdoğu, Amerika ve Avrupa‘nın çeşitli ülkelerine seyahat ettik. İki kişi gezmek demek elini kolunu sallayarak dilediğin an dilediğin yere gitmek demek.
    Ancak bebekten sonra tercihimiz Avrupa ülkelerine seyahat etmek yönünde oldu. Çünkü Avrupa ülkelerine uçuş süresi kısa, metro ağı geniş, bebek arabası ile gezmek çok rahat.
    Gitmeden önce yaya gezmenin rahat olduğu şehirleri tercih ettik. Bir yaşında ilk seyahatine Almanya/Münih ile başlayan kızımız 2016 yılı içinde tam 6 yurtdışı seyahati ile minik bir gezgin oldu diyebiliriz.

    Almanya, Münih : Bebekle seyahat önerileri
    Münih’e yılbaşı kutlamaları için bebekle gitmek başta biraz çılgınlık gibi gözüküyor. Bunu kabul ediyorum. Çünkü Aralık ayının son günleri hava eksilerde iken, 12 aylık bebekle Almanya’nın soğuğunda seyahat etmek kolay olmasa da, zor da değil aslında.
    Sadece bebeği sıcak tutmak için sıkı bir hazırlık safhası gerekiyor. Bebekle bir diğer rotamız olan Amsterdam, genelde bekar erkeklerin gözdesi gibi görünsede inanın bebekle gezmek için biçilmiş kaftan. Neden mi?
    Şehir küçük, hemen her yer yürüme mesafesinde, bebek arabasını her yere rahatça sokabiliyorsunuz, yakın yerlere ulaşım kolay. Harika bir hayvanat bahçesi var, yarım gün gezip hem bebeği hem kendinizi gayet güzel eğlendiriyorsunuz.
    Berlin şehri yine çocukla gezmek için çok uygun bir şehir. Gidilecek pek çok alternatif var. İlk aklıma gelenler : Sea Life Akvaryum ve Madam Tussaud Balmumu Heykel Müzesi.

    Prag, Hamleys : Bebekle seyahat önerileri
    Bu ikisi de çocukların, hatta bebeklerin gayet ilgisini çeken eğlenceli yerler. Akla ilk gelen yerlerden olmasa da Portekiz/Lizbon bizim için çocukla gezme açısından çok rahat ettiğimiz bir şehir oldu. Ulaşım çok rahattı. Kasım ayında bile hava gayet ılıktı. Üşümeden sadece montla, akşamlara kadar gezdik.
    Prag ise, yine yaz döneminde gittiğimiz için, bebekle sokakta rahatça dolaşıp vakit geçirdiğimiz bir şehir oldu. Prag’ da bulunan Hamleys adlı oyuncakçı kızımızın favori mekanı oldu. Saatlerce vakit geçirdik ve onunla beraber biz de çok eğlendik.
  • 6- Bebekle Gezmenin Maliyeti
    İki yaşına kadar uçak bileti ücreti ödenmiyor bebek için. Otelde de para alınmıyor. Dolayısıyla iki yaşına kadar maddi anlamda ekstra bir şeyi yok bebekle seyahatin.

    Çekoslovakya, Karlovy Vary : Bebekle seyahat önerileri
    Sonrasında aynen kendinize aldığınız gibi bilet parası ödeyip, koltuğunu satın alacaksınız. Dolayısıyla masraf artacak. Ama yine de o çocuk o seyahate gidecek başka yolu yok !!!
  • 7- Seyahatte Bebek nasıl oyalanır?
  • Bebek iyi günündeyse arabasına sorunsuz oturup, size eşlik edip, mamasını yiyip, uykusu gelince uyuyor. Ama yürümeye başladıktan sonra arabada oturmaktan rahatsız olup devamlı ayağa kalkmak istiyor.
    Bir yaşından sonra başlayan bu durum büyüdükçe artarak ilerliyor. Arabasında oturması için oyalanacağı şeyleri mutlaka yanınızda bulundurmak gerekiyor. Krakerler, atıştırmalıklar, meyve gibi. Bir iki ufak kitap da işe yarıyor. Kısa süreli olsada…

    Çekoslovakya, Prag : Bebekle seyahat önerileri
    Biz yurtdışı seyahatlerimizde hayvanat bahçesine mutlaka gidiyoruz.  Ayrıca doğa tarihi müzeleri de çocukların çok ilgisini çekiyor. Bebektir anlamaz diye düşünmeyin. İnanın öyle iyi anlıyorlar ki.
    Küçük olmasına rağmen kızımız bu tip müzelerde hayvanları, bitkileri tanıyor; “Bak kuş. Bak kelebek. Bak dinozor.” derken harika vakit geçiriyor. Gün boyu sokakta olunca aralarda çocuk bahçesi, oyuncakçı gibi yerlere girip çocuğu eğlendirip, o arabasında uykuya dalarken tekrar kaldığımız yerden devam ediyoruz.

    Hollanda, Amsterdam : Bebekle seyahat önerileri
    Bu arada, gitmeden önce mutlaka o şehirde çocukla gidilecek yerlerin ayrı bir listesini yapmak gerek. Çünkü o da bir birey ve onu hesaba katmadan plan yapmak mümkün değil. Bugüne kadar seyahatlerin ilk günü dışında sıkıntı yaşamadık. O da ilk gün uçuş ve yol yorgunluğundan kaynaklanıyor, hava değişimi ve ortam değişimden dolayı ekstra huysuzluk oluyor, Allahtan ertesi güne geçiyor.
  • 8- Bebekle Gezerken Nelere Dikkat etmek gerekir
    • Yurtdışında bebekle gezerken üşüme/terleme durumuna karşı bebeği sık sık kontrol etmekte fayda var. Özellikle kışın hareketsiz arabasında yatan bebeği çok iyi muhafaza etmek gerekiyor. Daha sıcak havalarda güneş koruyucusu ve güneşliği özellikle kullanılmalı. Çünkü ciltleri çok hassas ve uzun süre güneş altında kalmamaları gerekir.
    • Bebekle gezerken dışarda geçirdiğimiz süreyi bebeğe uygun yerlerde vereceğimiz molalarla beraber yürütmeliyiz. Mutlaka günlük programa bebeğin/çocuğun ilgisini çekecek bir şeyler eklemeliyiz.

    Hollanda, Volendam : Bebekle seyahat önerileri
    • Uyku düzenini elimizden geldiğince korumaya çalışmak, sonrasında bizim lehimize olacaktır. Gündüz gezerken ona da vakit ayırıp eğer yürüyorsa ona uygun yerlerde aktivitelerle hem eğlenmesini hem de yorulmasını sağlamak, uykuya rahat dalmasına yardımcı olacaktır.
    • Bebeği bir eşya gibi ordan oraya taşımaktan ziyade onunla beraber gezdiğimizi anlarsak işler daha kolaylaşır
  • 9- Peki yurtdışında bu bebek ne yiyecek ne içecek?
  • Bize en çok sorulan sorulardan biri de bu. Özellikle bazı anneler seyahate gidememe sebebi olarak bebeğe yurtdışında yedirecek birşey bulamama korkusu olduğunu söylüyorlar. Tabii ki buna hiçbir şekilde katılmıyorum. Emen bebek için zaten her an her dakika yemek hazır. Bebek emiyorsa bir dakika düşünmeyin bile. Peki bebek emmiyorsa ?

    Almanya, Münih : Bebekle seyahat önerileri
    Yok emmiyor ek gıdaya geçmişse o zaman da kavanoz mamaları var. Türkiye’de olandan çok daha fazla çeşitli kavanoz mama, yurtdışında mevcut. Bugüne kadar gittiğimiz ülkelerde; balık, çorba, köfte, pilav, tavuk gibi pek çok alternatifi bize ve bebeğe uygun şekilde bulduk.

    Çekoslovakya, Prag : Bebekle seyahat önerileri
    Böyle böyle iki yaşına getirdik, bundan sonrasında zaten artık bizim yediğimiz herşeyi yiyebilir duruma geldiği için yemek işi çok daha kolay olur diye düşünüyorum. Ancak yine de oralara giderken hayat kurtarıcı çubuk kraker, kuru meyve gibi atıştırmalıkları almayı ihmal etmemeli.
    Çocukla seyahat yorucu olmuyor mu diyenler için de; Oluyor. Bunun başka bir açıklaması yok. Eskisine göre iki kat efor, iki kat yorgunluk ancak gün sonunda ailece beraber olmaktan dolayı iki kat mutluluk.

    Hollanda, Volendam : Bebekle seyahat önerileri
    Seyahatlerimizde çocuktan önce de sabah otelden çıkıp akşama kadar gezdiğimiz için zaten yorgunluk kaçınılmaz oluyordu. Bebekten sonra tabi bu yorgunluk iki katına çıkıyor. Neden ? Çünkü bebek arabası, bebek çantası, onu doyurması, oyalaması, uyutması, sıkılınca pusetten indirip peşinde koşması var. Bunlar zaten bebek sahibi olmadan önce düşünülmesi gereken şeyler. Ama birlikte paylaşılan özel anlar için yorulmaya değer diyorum :)





Lizbon Seyahati Son Bölüm

Salı, Ocak 24, 2017
Kasım ayında gittiğimiz Portekiz Lizbon seyahatinin son yazısına geldi sıra...Bakalım neler olmuş... Lizbon'da son gün ve hava harika! Güneş pırıl pırıl... Güneş öyle güzel parlıyor ki tek gömlekle rahatça geziyoruz ve aylardan Kasım! Ne kadar ılıman bir iklim düşünün...Bu güneşli güzel havada yemyeşil parklarda çekilen fotoğraflar capcanlı ve rengarenk çıkıyor.




Bugün ilk durak Belem Kulesi. Otobüse binip gidiyoruz. İnince incecik bir köprüden karşıya geçiyoruz ve Belem Kulesinin önüne geliyoruz. Kuleye doğru giderken bir parkın içinden geçiyoruz. Fotoğrafta gördüğünüz uçak Atlantik okyanusunu ilk geçen uçakmış. Uçaklara ve havacılığa aşırı ilgisi olan Serhan uçağı inceleyip bol bol fotoğraf çekiyor.


Ve işte Belem Kulesi... Burası 16 yüzyılda Portekizli kaşif Vasco De Gama anısına yapılmış tarihi bir kule. Son derece zarif bir yapı. 



Belem Kulesi 1983 yılında Jeronimos Manastırı ile beraber UNESCO Dünya miras listesine alınmış. Lizbon şehrinin simgelerinden biri olan bu kule ilk yapıldığında nehrin tam içindeymiş ancak nehir yatağı değişince kule de karaya yanaşmış. 



Kulenin içinde daracık merdivenlerden yukarı çıkılıyor, ama merdivenler o kadar dar ki, tek kişi zor sığıyor. Bu yüzden her bir katın iniş çıkışına trafik lambası konmuş, kırmızı yanıyorsa gelenleri bekleyip öyle çıkıyorsunuz merdivenlerden. Ancak uyarayım klostrofobisi olan merdivenlere hiç yanaşmasın! Çok dar...



Kuleye çıkınca Tejo nehrini üstten görüyorsunuz. Manzara gerçekten harika, hava da pırıl pırıl...Bakmaya doyamıyoruz haliyle.


San Fransisco daki Golden Gate köprüsünün bir benzeri olan 25 Nisan köprüsü de manzaranıza dahil oluyor.


Belem kulesinin içini gezip katlarda bol bol manzarayı seyrettikten sonra çıkış vakti geliyor. Kule kapısı önünde fotoğraf çekilme sevdam yüzünden arkamda bekleyen kalabalığı görmezden gelin lütfen :)


Buradan sonra tadı damağımızda kalan nata turtası için tekrar Belem pastanesinin yolunu tutuyoruz. Çıtır nataları mideye indirdikten sonra enerji toplayıp yola devam ediyoruz. İşte midenin bayram ettiği o mutlu an :)))




Dönüşte sokaklarda turlayıp iyice acıkıyoruz ve güzel bir yemek yemeye karar veriyoruz. Güzel bir yemekten kasıt "acelesiz ve tadına vararak yemek" demek oluyor. Çünkü Öyküyle işler her zaman planladığın gibi gitmeyebiliyor. Sen oturup keyifle bir yemek yemek isterken Öykütoş ağlayıp dışarı çıkmak isteyebiliyor. Neyse ki bugün iyi günümüzdeyiz, güzel bir restoran buluyoruz, Öykü de iyi gününde, sakince yemeğimize eşlik ediyor :)


Benimse her zaman olduğu gibi Serhan'ın yediğinde gözüm kalıyor, göz koymakla kalmayıp yemeğe el koyduğum da oluyor :) Neyse ortaklaşa yemeğimizi yedikten sonra üçümüzün de keyfi yerine geliyor.



Her seyahatimizde yapmaya çalıştığımız şeylerden biri de tekne turu. Avrupa da hemen her şehrin içinden nehir geçtiğinden dolayı hepsinde tekne turu olayı var. Ve yaya olarak ne kadar gezsenizde tekne ile denizden şehri görmek çok farklı oluyor. Akşam üstü son sefere bileti alıp vaktinde binmek için tekneye doğru ilerliyoruz.


Rüzgardan dolayı biraz üşüsek de manzara bizi mest ediyor. İşte Lizbon da en sevdiğim fotoğraf karelerinden biri bu. 



Tekne gezisinde önünden geçtiğimiz İsa Heykeli ise ünlü ve gösterişli yapılarından biri. Vaktimiz kalmadığı için gidemedik ancak heykelin üst kısmına çıkıp şehrin manzarasını izleyebiliyorsunuz. 28 metrelik heykelin kolları da 30 metreye yakınmış. Bu devasa heykelin dünya mirası listesine aday olduğunu da sonradan öğrendim. 




Bugün de güneşi tekne turunda batırırken Lizbon daki günlerimizin sonuna geliyoruz. İlk yazımda dediğim gibi hiç değilse bir gün daha olsaydı diye epey hayıflanıyoruz. Çünkü Lizbon gerçekten çok güzel bir şehir. Ayaklarımız otele gitmiyor resmen o akşam. Ama acı gerçek şu ki ertesi sabah havaalanında olmak zorundayız. 

Ve işte sabah Lizbon havaalanında biz...


Dönüş uçağında üçlü boş koltuk bulamıyorlar bize. Yanımızda Hintli bir adam oturuyor ve hostesin rica etmesine rağmen arka tarafa geçip bizi rahat bırakmıyor. Hal böyle olunca hostes Öykü için portatif bebek yatağı getiriyor ve gördüğünüz şekilde monte edip Öykütoşu uyutuyoruz. Hintlinin bacakları Öykünün yatağından dolayı iyice sıkışıyor :) Eee ne yapalım efendi olup gitseydi arka tarafa...Tabi Öykü uyanınca adamın çilesi katlanarak devam ediyor :) Kah ağlama, kah gülme, kah tepinme ile geçen beş saatten sonra  yorgun ama keyifle dönüyoruz.


Lizbon bizde çok güzel anılar bırakıyor. Oysa giderken hiç bu kadar beğeneceğim bir şehir olacağını düşünmemiştim. Gidecek olanlara en az dört gün kalmalarını tavsiye ederim. Layıkıyla gezmek isterseniz tabi... Umarım Lizbon yazılarımı sevdiniz :) Yeni seyahatlerde buluşmak dileğiyle, sevgiler...





Pamukkale

Cumartesi, Eylül 24, 2016
Yıllar önce annemlerle Pamukkale'ye ilk gidişimizde bembeyaz travertenleri görünce çok şaşırmıştım. Öyle beyaz öyle güzel görünüyorlardı ki gözlerimiz kamaşmıştı. Travertenlerin üstündeki gölcükler turkuaz rengindeydi, ve bazı yerlerde şelale gibi sular çağlıyor, aşağı doğru dökülüyordu. Çocukluğun verdiği saflıkla hayallere dalmış gitmiştim travertenlerde çıplak ayakla gezerken. Yine o beyaz hayallere dalmak ve bu sefer Öykütoş'u travertenlerde gezdirmek için tuttuk Pamukkale yolunu...

Yıllar sonra tekrar geldiğim Pamukkale'yi bıraktığım gibi bulamayınca biraz üzüldüm. Etrafı çok güzel düzenlemişler, yeşillikler, yürüyüş yolları yapmışlar, palmiyeler dikmişlerdi. Ancak travertenler eskisi kadar beyaz değildi, gölcükler ve sular daha az gibiydi. Ya iyi koruyamamıştık ya da zamanla bu hale gelmişti bilemiyorum. Oysa ki dünyada eşi benzeri olmayan bu doğa harikasına gözümüz gibi bakmamız gerekiyordu. Unesco nun Dünya miras listesinde olan bu doğa mucizesi sadece ülkemizin değil tüm dünya milletlerinin ortak emaneti, çok iyi korunması gerekiyor. Yurt dışında bir yere gittiğinizde aynı yerde otuz yıl önce çekilen fotoğrafta da mekanın aynı bugün gibi olduğunu görüyorsunuz. Tarihi eserlere gözü gibi bakıyorlar, tek çivi çakılmıyor, doğal ve kültürel miraslarına inanılmaz sahip çıkıyorlar. Burası belki yıllar içinde doğal yoldan değişime uğradı bilemiyorum ancak elimizdeki güzelliklere gerektiği kadar sahip çıktığımız konusunda emin değilim. İnşallah bundan sonra farklı olur, ne diyeyim...


Biz gittiğimizde çok kalabalıktı. bir sürü tur otobüsü vardı turistler bu şahane doğal güzelliği görmek için kim bilir nerelerden gelmişti. Bir yandan bunları düşünürken bir yandan da bir selfie çekebilmek için ayakkabısıyla yasak kısımlara giren vatandaşları gördük. Acaip sinirlendik. Bu nasıl bir cahillik diye düşündük düşündük ama anlayamadık. 



Pamukkale, travertenlerin göz alıcı güzelliği yanında Hierapolis antik kenti de kapsıyor. Buradaki tarihi kalıntılar çok etkileyici. Ancak Öykü'nün sulardan çıkmak istemeyip ağlamaya başlamasıyla foto çekimleri sekteye uğradı. Oraları çekemedim. Fotoda görüldüğü üzre biz mutlu mesut poz verirken o sulara giricem diye yırtınıyor :) yazık yaa :)


Pamukkale'ye gittiğinizde çamların arasındaki cafede dondurma yemeyi ihmal etmeyin, tavsiyemdir. Özellikle böğürtlenli olana bayıldık.


Bu arada giriş ücreti 35 Tl, öğrenci&öğretmen 20 Tl, İş bankası kredi kartınız varsa bedava, müze kartla bedava. Bundan kaç yıl sonra Pamukkale ye tekrar giderim bilemiyorum ama tek isteğim bir daha ki sefere aynı şekilde bulmak...


Facebook Sayfam: Ebrushka Blog

İnstagram Hesabım: eebrubayrak 


Bebekle Uçak Yolculuğu

Perşembe, Haziran 02, 2016
Yurtdışı seyahatlerine Öykü ile beraber gidiyoruz. Seyahat güzel ancak yol kısmı için eskisi kadar kolay ve zahmetsiz diyemeyeceğim. İki kişi olunca biz her durumda tamamız ancak söz konusu bir buçuk yaşında bile olmayan bir bebekle yolculuk olunca biraz daha dikkat ve sabır gerekiyor. Yurtdışı seyahatlerde İstanbul aktarmalı olursa hele, iş iyice uzuyor. Havaalanına gidiş, öncesinde erkenden evden çıkma, orada bekleme, uçağa binme, uçuş, iniş, ikinci uçuş filan derken saatler geçiyor. Bu sürede çocuğun da sabrı bir yere kadar dayanıyor sonra bitiyor haliyle. Ancak biz bu konuda şanslıyız çünkü Öykü gezmeyi, kalabalığı ve insanlarla iletişimi çok seviyor. Sevmediği kısım bebek arabasında uzun süre kalmak ve kucakta hapsolmak. Ancak uçakta da mecburen kucağınızda oturacak ve bebek için verilen kemeri takacaksınız. E bu durumda iş ebeveynin oyalama becerisine ve bebeğin insafına kalıyor :)


Biz yolculuğa çıkmadan önce birkaç gün dinlendiriyoruz Öykü'yü. Genelde evde vakit geçiriyoruz yorulmasın ya da soğuk algınlığı vs olmasın diye. O sürede bende bavullara koyacağımız şeyleri çıkarıp grupluyorum bana da iyi oluyor. Yolculuk günü erken kalkılacaksa önceki akşam uyku ritüellerini erken başlatıyorum. Babaya bay bay yapma, alt değiştirme, kuzulu pijamayı giyme ve uyku şeklinde...Yolculuk günü ise biz herşeyi hazırlayıp onu son dakika uyandırıyoruz ki uykusu olabildiğince bölünmemiş olsun. Uçak öncesinde de altını son dakika mutlaka kontrol ediyorum uçakta sıkıntı olmasın diye. Hostesleri bulan Öykü'nün yine bizi unutup gittiği anlar :)



Her yolculuk öncesi Öykü'ye yeni bir kitap ve ufak bir oyuncak alıyoruz ve yolculuk günü uçağa binene, hatta sıkılmaya başlayana kadar ortaya çıkarmıyoruz. Baktık iş karışmaya başlıyor hemen yeni kitabı çıkarıyoruz onlarla epey oyalanıyor. Sonrasında da uyursa ohh süper!.. Uyumazsa ikinci oyuncak devreye giriyor. Bu şekilde sıkıntısız geçti bu zamana kadarki uçuşlar. Bir de THY ile uçmanın avantajlı tarafları var biliyorsunuz. Yemek, içecek ikramı gibi. Bebek için de artıları var THY nin. Yemek servisi sırasında bebek için kavanoz maması veriyorlar. Eğer yanınızda yoksa çok işe yarıyor. Bir de bu ara ufak bir çanta içinde aynı zamanda oyuncak dürbün olan minik uçağı, bir tane şişme balon uçak ve kırmızı bir çocuk saatinin olduğu çocuklar için özel hediyesi var THY nin.  Saati pek anlamasa da oyuncak uçak favorisi oldu Öykü'nün. Onlarla da epey oyalandı.


Daha öncede bahsetmiştim THY bebek arabanızı bagaja teslim ederken sarmanız için büyük boy kalın bir poşet veriyor. Araba tertemiz gidip, geliyor. Bunlar diğer havayollarında olmayan ve küçük gibi görünüp çok işe yarayan detaylar. Ayrıca uçakta yemek hele de THY nin yemekleri harika oluyor doğrusu.


Haa Pegasus da yemek yok mu, var, parasını ödeyip istediğiniz menüyü alırsınız. Ancak bebek arabası için poşet Pegasus da yok, bebek maması da vermiyorlar. Online check in için de ücret alınıyor. Çoğu zaman körük olmaması ve otobüse in-bin yapmak da bebekle zor oluyor. Konuyla alakası yok ancak bilet fiyatları da her zaman ucuz değil. Aşağıda yolculuk başlamadan Öykü'nün uçağı keşif anları:



Uçuşda, kalkış ve iniş esnasında bebeklerin kulakları tıkanmasın diye emzirin derler. Bizimki emme safhasını geçtiği için o işi biberondan su içirerek yapmaya çalışıyorum. Ancak tam kalkışta bırakıp atıyor biberonu, kulağına ne olup bitiyor emin değilim :) Ben oyuncaklardan sıkıldığı zaman kucağımda masallar anlatıyorum ki sakinleşsin ve sonrasında uyusun. Masallar etki etmiyorsa telefondan kendi videolarını izletiyorum, o her zaman iş görüyor. İşte böyle böyle derken yol da bitiyor. Uçak için bir de yanımdan eksik etmediğim şey çubuk kraker. Her durumda işe yarıyor :) Bir de uçak boşsa tüm bunların üstüne uyutup boş koltuklara yatırabiliyorsanız en kral yolculuk sizinki :) Tabi bu kırk yılın başı denk gelir o ayrı :)


Uyumuyor, kucakta da durmuyorsa salıverin gitsin, aynen şöyle :)))



İşte bizim uçuşlarımızda yaşadıklarımız böyle. Takipçilerimden soranlar başta olmak üzere tüm çocukluların işine yarayacaktır diye umuyorum. Sizin de varsa ekleyecekleriniz yorumlarınızı beklerim :)


Sevgilerimle...


Blogger tarafından desteklenmektedir.