Dünyanın En Güzel Cafesi: Budapeşte New York Cafe

Perşembe, Ağustos 03, 2023

 Evet yanlış okumadınız dünyanın en güzel cafesi ünvanına sahip olan New York Cafe Budapeşte'de olunca elbette gidilecekler listemizde üst sıralarda yer alıyordu. Tarihi New York Palace otelinin giriş katında yer alan cafe günün her saati dolu ve yer bulmak için çoğu zaman beklemek ya da önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Burası lüks bir cafe-pastane-restoran karışımı bir mekan. Ancak içeri girdiğiniz andan itibaren göz alıcı mimarisi ve şatafatlı dekorasyonu sizi etkilemeyi başarıyor. 

Altın renginin hakim olduğu dekorasyona büyük avizeler, heybetli sütunlar, yüksek mi yüksek bir tavak ve tavanda freskler eşlik ediyor. Tavan süslemeleri bile oturup saatlerce izlenecek kadar güzel. Size bir saray salonunda oturup yiyip içiyormuşsunuz havası veren bu cafe benim gördüğüm en güzel yer gerçekten. Belli saatlerde yemeğe keman ve piyano dinletisi eşlik ediyor. 

Menüsü çok geniş. Biz yemek yediğimiz için kendimize kahve tatlı menüsünden bir şeyler seçtik. Elmalı tart eşliğinde altın tozu ile süslenmiş latte sipariş ettik. Değişik bir deneyimdi. Altın tozunun kahve lezzetine en ufak katkısı yoktu elbette, ancak sarayda oturup altın tozlu içecek içmenin yarattığı his mükemmeldi :)

                     

Üst kattaki minik balkonda poz vermek için onlarca turist bekliyordu. Tabii biz de eksik kalmadık. Hem aile hem de tek tek fotoğraflar, videolar çektik. Öyle ihtişamlı ve öyle göz alıcı bir mekan ki ben burda sohbet etmekten çok çekim yapıp etrafı izledim diyebilirim. Cafenin fiyatları tabii ki dışarıya göre yüksek. Ancak uçurum var diyemem. Bir kahve bir tatlı 15 Euro civarı diye düşünebilirsiniz. Yemek fiyatlarının elbette daha farklı olduğunu söyleyeyim. Biz sadece kahve ve tatlı aldık. 

İçerdeki ortamın ambiyansı gerçekten eşsiz. Bunu görmek, o havayı yaşamak için kesinlikle gidilmesi gerek diye düşünüyorum. Hatta giderken bizim gibi spor günlük kıyafetler yerine şık, elegan bir elbise, şık bir şapka, şal gibi bir iki parça aksesuar ile giderseniz mükemmel kareler çekebilirsiniz. 

Özetle, dünyadaki tüm cafeleri gezmedim ancak gördüğüm en güzel cafe restoran kesinlikle Budapeşte New York Cafe oldu diyebilirim. Yolunuz buralara düşerse listenize eklemeyi ihmal etmeyin. 










Budapeşte Seyahat Notları

Salı, Ağustos 01, 2023

 Bundan önce iki defa daha niyetlendiğimiz ancak benim hastalığım ve sonrasında uzun tedavim nedeniyle gidemediğimiz Budapeşte'yi görmek 2023 yılında kısmet oldu. Avrupa' da görmek istediğimiz yerlerin çoğunu görmüş ancak Budapeşte'yi aklımıza yazmıştık. Araya giren hastalık-pandemi derken üç yıl sonra yeniden seyahatlere başladık çok şükür.


Avrupa şehirlerinin çoğu gibi şehir ortasından geçen Tuna nehri ile Buda ve Peşte olarak ikiye ayrılıyor. İki taraf birbirine köprülerle bağlanıyor. Nehir üzerinde pek çok tekne günlük saatlik turlar yapıyor. Budapeşte tarihi bozulmamış yapıları, Tuna nehri kıyısında uzanan eski binaları ve doğal güzellikleriyle Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri. Para birimi Forint, siz Euro bozdurup Forint alıyorsunuz bunu harcıyorsunuz. Şehrin pek çok noktasında Change ofisler mevcut. Rengarenk neşeli paralarını sevdim. Ama Budapeşte gittiğimiz en pahalı şehirlerden biriydi diyebilirim. Elbette paramızın pul olmasının bunda etkisi büyük. Ancak şehrin ekstra diğer Avrupa şehirlerinden pahalı olduğunu da kabul etmek lazım. 

Otelimizi bulmak için navigasyondan yardım aldık ve bizi bir binanın önüne getirdi navigasyon. Ancak buranın bir otel olduğu ile ilgili en ufak bir işaret yoktu. Eski bir kapı, birkaç yüz yıllık bir bina. Neyse sonunda içeri girdik. Girince daha çok şaşırdık. Burası kare şeklinde geniş bir avluya bakan dört beş katlı eski tip bir binaydı. Tam ortada korku filmlerinden çıkmış gibi kurumuş bir ağaç bize bakıyordu. Odalar bu avluya bakan açık balkonumsu koridorlara sıralanmıştı. Demek ki Budapeşte'de şehir merkezindeki konaklamalar böyle oluyordu. Odamız eski tip banyoya sahip olamsının dışında iyiydi. Havaya çelik halatla sabitlenmiş ranzada iki kişi, altta da bir kişi kalacak şekilde düzenlenmişti. Bizim için iyi tarafı yürüyerek on dakika içinde istediğimiz pek çok yere çabucak gidebiliyor oluşumuzdu.

Budapeşte tarihi yapının bozulmadığı, bilmem kaçıncı yüzyıldan kalan binaların bile tek bir taşına dokunulmadığı, zaman zaman takvimde donup kalmış gibi bir görüntüye sahip güzel bir şehir. Biz Nisan ayında gittiğimiz için şehirde parklar bahçeler lalelerle donanmıştı. Renkleri göz alıcıydı. Kimse koparmıyordu. 


Tuna Nehri

Tuna nehri üzerinde saatlik, günlük, yemekli turlar yapılıyordu. Biz de saatlik birine katıldık. Aslında fiyatına bakarak çok da gerekli değildi ama yine de zevkli oldu diyebilirim. Özgürlük köprüsünün altından geçmek, tarihi binaları bir de uzaktan sağlı sollu incelemek güzeldi. 

Demir Ayakkabılar

Tuna nehri kıyısında Parlamento binası önünde dizilmiş 60 çift demir ayakkabı figürünün ise acı bir hikayesi vardı. 2. dünya savaşı sırasında yaklaşık 20 bin yahudi Hitler ideolojisini benimseyen Macar lider Szalasi tarafından katledilmişti. Nehir kenarına dizilen yahudilere ayakkabılarını çıkarıp suya atlamaları söylenmiş ve sonra da vahşice vurularak katledilmişlerdi. Bu acı ve utanç dolu hikayenin anısına bu demir ayakkabılar günümüzde Tuna nehri kıyısında bize insanlık dışı bu olayı hatırlatıyor. Bu proje Can Togay adlı bir Türk tarafından hayata geçirilmiş.

Parlamento Binası

Burada görülecek yerlerden biri Parlamento binası. Gündüz ayrı güzel ancak hava kararınca gerçekten bambaşka oluyor ışıklandırma ile. Mimarisine ve heybetine rağmen sahip olduğu zerafete hayran olmamak mümkün değil. Avrupanın en eski yasama binalarından olan yapı Tuna nehri kıyısında bulunuyor. Macaristan'ın en büyük, Budapeşte'nin en yüksek binasıymış.


Balıkçı Tabyası

Burası şehrin şahane manzarasını panaromik olarak gözlerinizin önüne seren bir yer. 1800 lü yıllarda yapılmış yedi adet kulenin bulunduğu Balıkçı Tabyasında ilk Macar kralı Aziz Stephen'ın heykeli bulunuyor. Burada oturup dinlenebileceğiniz cafelere ilave olarak dünyaca ünlü şef Jamie Oliver'ın restoranı da var. 


Zincir Köprü-Chain Bridge

Buda ve Peşte'yi bağlayan ve iki taraftan diğerine yürüyerek geçebilme imkanı sunan Zincir Köprü şehrin en turistik yerlerinden biri. 1849 da bu köprü yapılana kadar her iki taraf nehrin donmasını beklermiş karşıya geçebilmek için. Nehrin buzları erirse her iki yaka da kendi tarafında mahsur kalıyormuş. 1849 yılında yapılmış olmasına rağmen süspansiyonlu bu köprü o dönemin mühendislik harikası olarak kabul edilmiş. 2. dünya savaşında Almanların bombalamasıyla yerle bir olan köprü 1949 da tekrar yenilenip hayata geçirilmiş.

Kahramanlar Meydanı

Kocaman bir meydanda 36 metrelik Millenary anıtına ev sahipliği yapan meydanda Macar hükümdarların ve devlet adamlarının heykelleri mevcut. 

Terör Evi Müzesi

Burası aslında çok da gezmek isteyeceğimiz bir müze değilmiş, gezdikten sonra anladık. Macarların Nazi ve komünist dönemden kalan acı tarihini anlamak ve 2. dünya savaşı sırasında tutuklanan, işkence yapılan ve hayatını kaybedenleri anmak için gezilebilir. Kendisi bir anıt haline getirilen bu müze pek çok mimar tarafından tasarlanmış. Biz daha fazla şey görmeyi umduk belki, bilemiyorum. Tam ortada su üstünde duran tank çok etkileyici görünüyordu. Daha fazla vakit ayırıp kendi dilimizde dinlesek belki daha çok verim alırdık. Yine de müze gezmek iyidir :) Son olarak; içinde fotoğraf çekmek yasak. Ben ettim, siz etmeyin :)

Aziz Stephen Bazilikası


Burası Budapeşte'nin en büyük kilisesi ve kilisenin 9.5 tonluk dev bir çanı var. Bazilikanın yapımına 1851 de başlanmış ve 50 yıldan uzun sürmüş. Macaristan'ın ilk kralı Kral Stephen'ın adını alan bazilika tam 96 metre uzunluğunda. Terasından şehri panaromik izlemek isterseniz ücretli olarak çıkabilirsiniz. 

Budapeşte elbette bu kadarla bitmiyor. Yazının ikinci bölümünde yerel lezzetler, yeme içme, alışveriş ve keyifli bir kaç noktadan daha bahsedeceğim. 





Kadın Bot, Çizme ve Omuz Çantası Seçimi için İpuçları

Perşembe, Mart 23, 2023

 Kış ayları geldiğinde, kadınlar sıcak ve şık görünmek için bot ve çizme gibi aksesuarları tercih eder. Ancak doğru ürünleri seçmek, sadece şık görünmekle kalmayıp aynı zamanda rahatlık ve pratiklik sağlamak için de son derece önemli. Doğru bot veya çizmeleri seçmek, ayaklarınızın soğukta korunmasını ve rahat etmenizi sağlayacak kadar önemli. Ayrıca omuz çantanızın doğru boyutta ve stil seçiminde, günlük hayatta ihtiyaç duyduğunuz tüm eşyalarınızı taşımanızı kolaylaştırır. 

Bu yazıda, doğru kadın bot, çizme ve omuz çantası seçimi için bazı ipuçları vereceğiz. Bu ipuçları sayesinde, kışın şık ve rahat bir görünüm elde edebilecek ve aynı zamanda günlük yaşantınızı daha pratik hale getirebileceksiniz. 


Kadın Bot Modelleri ile Tarzınızı Kışa Taşıyın 

Kadınlar için kadın bot modelleri kışın gardıroplarının vazgeçilmez parçalarından biri. Bu ayakkabılar, soğuk havalarda sıcaklık ve rahatlık sağlamakla birlikte, şık bir tarz yaratmanın da en önemli unsurlarından biri. Kadın bot; kot pantolonlar, taytlar, etekler ve elbiseler gibi pek çok farklı kıyafetle kombinlenebilir.  

Deri botlar, kış aylarında sıcaklık sağlamak için ideal ve bu botların dayanıklılığı da oldukça yüksektir. Botların topuklu modelleri de oldukça şık ve trend. Özellikle yüksek topuklu botlar, bacakları daha uzun gösterir ve sizi daha zarif gösterir. Ancak, daha düz tabanlı modeller de rahatlığı ve şıklığı bir arada sunar. 


Çizme Trendleri 

Çizme hem sıcak tutan hem de kişinin tarzına büyük katkıda bulunan önemli kış giyim ürünleri arasında. Çizme kendi içinde pek çok türe sahip. Örneğin, bu kışın trendlerinden biri de topuklu çizmeler. Topuklu çizmeler hem şık hem de feminen bir görünüm yaratıyor. İster diz üstü ister bilek boyu olsun, topuklu çizmeler gardırobunuzdaki diğer parçalarla kolayca kombin yapılabilirler. Öte yandan, biker çizme gibi modeller ise daha maskülen bir görünüm yaratmak isteyenler için ideal bir seçenek.  


Şık ve Pratik Bir Stil İçin Omuz Çantası 

Hem günlük hayatta hem de özel günlerde kullanılan omuz çantası, şık ve pratik bir stile sahip olmak isteyen kadınlar için ideal bir seçenek. Omuz çantaları birçok farklı boyutta mevcut olup, günlük kullanım için orta boy bir omuz çantası tercih edebilirsiniz. Eğer seyahat edecekseniz, daha büyük bir omuz çantası tercih etmeniz gerekebilir. Omuz çantalarının birçok farklı tasarımı var. Sırt çantası olarak kullanmak istiyorsanız, iki omuz askısı olan modelleri tercih etmelisiniz. Günlük kullanım için daha küçük boyutlu bir omuz çantası tercih edebilirsiniz. Fermuarlı veya tokalı modeller arasından da seçim yapabilirsiniz. 


Sizi sıcak tutup, tarzınıza katkıda bulunacak kadın bot ve çizme, pratik omuz çantası modelleri için mutlaka Derimod online mağazasını ziyaret edin. 

 

Podolog Tarafından Medikal Ayak Bakımı Nedir?

Çarşamba, Mart 01, 2023

Eskiden sadece kuaför salonlarında işi görerek öğrenenlerin yaptığı klasik sulu manikür/pedikür artık yavaş yavaş tarihe karışıyor. Kullanılan aletlerin yeterince (bazı yerlerde hiç) sterilize edilmeden onlarda kişiye kullanıldığı bu işlemleri zaten oldum olası sevmez ve mikrop kapma korkusuyla yaptırmazdım. Yıllar geçtikçe her şeyde olduğu gibi bu konularda da uzmanlıklar arttı, işi kitabına göre, hijyen kuralları dahilinde yapan yerler çoğaldı. Belki bir çoğumuz biliyor belki bilmeyenler var, artık Podoloji adı altında üniversite bölümü bile var. Bugün mezunları kendi yerlerini açmaya, bizler de onlardan hizmet almaya başladık bile. 

Peki nedir Podoloji? Ayak sağlığı ve ayak hastalıkları ile ilgili bir bilim dalı olan Podoloji uzmanlarına Podolog deniyor. Ayaklarımızda meydana gelen rahatsızları teşhis ve tedavi edebiliyor, öncesinde de koruyucu işlemler yapabiliyorlar. Ayak rahatsızlıklarının başında gelen nasır, mantar ve batık tırnak tedavilerini kesinlikle podologlara yaptırmamız gerek. Aksi halde daha kötü sonuçlarla karşılaşabiliriz. 

Bende epeydir tırnak altı boşalması sorunu vardı bir parmağımda. Piyasada çok etkili diye satılan ürünlerden kullandım ancak sorun çözülmedi. Tavsiye ile gittiğim Turan Güneş Bulvarında bulunan Podonice Podoloji Esra hanım hem benim hem kardeşimin işlemlerini gayet titiz bir şekilde gerçekleştirdi, sonuç harika. Ankara' da yaşayanlar için medikal ayak bakımını işin okulunu okumuş uzman yapsın diyenlere tavsiye ederim. 

Özellikle aletlerin ve işlem malzemelerinin her birinin son sistem cihazlarda ameliyathane aletleri gibi sterilize edilip, el değmeden tek kullanımlık paketlerde saklandığını söylemeliyim. İşim gereği çok fazla işletme görüyorum ve inanın bu kadar titiz ve özenli yerler çok bulunmuyor. Diyabet hastalarının ayak bakımına çok çok dikkat etmesi gerektiğini de öğrendim bu arada. Siz veya yakınlarınızdan böyle bir ihtiyacı olan varsa aklınızda olsun. Sevgilerimle... 

Blogger tarafından desteklenmektedir.