Amerika
Amerika alışveriş
Florida
Islands of adventure
Mall
Orlando
Orlando alışveriş
Orlando park
Premium outlet
seyahat
Universal film stüdyoları
Universal Studios
yurtdışı
Orlando
Tampa dan sonra Orlando ya geçtik arabayla, yol bir saat sürüyor.
Navigasyon olmazsa oralarda araba kullanmak hayal yalnız. Yollar karışık
olmayabilir ama siz yabancısınız ve bir yeri kaçırınca sonrası kötü oluyor. O
yüzden araba kiralarsanız kesinlikle navigasyon olmalı. İlk gün herkesin aman
şöyle ucuz aman böyle güzel şeyler var dediği Premium Outlet e gittik.
Beklediğimiz gibi değildi. Çünkü outlet dediğiniz ucuz ürünler dolarla
satılınca hiç de ucuz olmuyor bir, ikincisi öyle aman kaçırmayayım denecek birşey
yok. Belli markalar Türkiye den ucuz o kadar, mesela GAP, Tommy, Guess gibi. Ben
zaten üçünün de hastası değilim, orda ucuz diye saldırmaya gerek görmedim. Aman 15 çift ayakkabı aldım, çantalar bedavaydı filan gibi bir durum yoktu. Hani kendimi zorlasam beğeneceğim 15 model bile zor çıkarırdım eminim. Kendimize aldıklarımız Forever21 den (ki gerçekten uygun fiyatlı), Banana
Republic den, Nike dan birde Türkiye de mağazası olmayan bir kaç yerden. Yani kısacası alışveriş yaparken şunu düşündüm, ben bunun gibi birşeyi Türkiye den aynı fiyata alabilir
miyim, internet alışverişi diye birşey var, yük ettiğime taşıdığıma değer mi? Cevap evetse aldım. Bu kadar titizliğe rağmen bavul sayımız arttı. Premium pek açmayınca yakında olan Millenia Mall'a gittik. Burası gayet şık bir avm, outlet değil. Orda alışveriş yapmadık biraz gezdik, yemek yedik.
Johnny Rockets diye bir burgerci var orda ketçabı böyle getirdiler, çok sevdim:
Bunun dışında gittiğim Florida Mall var alışveriş için çok uygun çok büyük bir AVM, ordan da bir iki parça aldık.
Tamamı gezilmiyor bile. Ordan aklımda kalan rengarenk MM mağazası, bir de bu MM lerin içinde altın tozu mu var, bu kadar pahalı olması neden acaba? Tadında bir fevkaladelik de yok bana sorsalar bonibondan farkı yok derim :)
Herkesin bahsettiği Valmart ise büyük bir market,
içinde giyim, elektronik herşey var. Sadece girip çıktık. Alışverişle çok
vakit öldürmek istemedik o yüzden başka yerlere gitmedik. Bu saydıklarıma toplamda bir gün gitmiştir o bile çok geldi bize. Aldıklarımı başka bir yazıda sizlerle paylaşırım artık.
Şimdi gelelim Orlando'nun alameti farikası Universal film stüdyoları ve ikinci gittiğimiz park Islands Of Adventure' a.
Universal'de girişi klasik pozla yaptık ve dünya küresinin önünde foto çektik. Bunu yapmayan yoktu sanırım :)
Sonrasında ise zaten bir ona bak bir buna hadi şuna girelim hadi buna derken akşama kadar vakit nasıl geçiyor anlamıyorsun.
Burası en büyük Hard Rock mış duyduğuma göre:
Burası en büyük Hard Rock mış duyduğuma göre:
Harry Potter dan, Spiderman a,
Transformers dan, Mumya ya, Shrek den, Simpsonlara, Men in Black den
Terminatöre, E.T den Jurassic Park a kadar bir sürü filmle ilgili yerler var.
Kiminde bir trene binip üç boyutlu gözlüklerle filmin içine giriyorsunuz,
kiminde film stüdyosuna konuk oluyorsunuz deprem sahnesinde ürperiyorsunuz,
kiminde ise asansörlü oyuncaklara binip heyecanlı anlar yaşıyorsunuz, kiminde
nehir boyu ilerleyip dinazorlarla karşılaşıyorsunuz. Yani ne tarafa bakacağımız şaşırdık buralarda desem yeridir.
Rengarenk bir dünyaydı. İlk Minion lara girdik. Burda gözlükleri takıp 4 er kişilik hareketli koltuklarda izliyorsunuz Minionları. Çok sevdik.
Jaws bizi yutarken pozunu atlamamız olmazdı :)
Sonra Shrek vardı sırada. Dört boyutlu sinema filmi, eşek hapşırınca suratınıza su geliyor :) Birde elindeki örümcekleri serbest bırakınca üstünüze böcek gibi bişeyler düşüyor.
Simpsons ride da asansör gibi birşeye binip bir aşağı bir yukarı düşüp çıkıyorsunuz, bu arada filmin içinde gibisiniz zaten, çok zevkli. Ben buna ne olduğunu bilmeden bindim. Zaten Simpsons hayranıyım ne olsa çekecektim artık.
Universal küresinin önünde tek bir poz yetmez bir daha çekiliyorum bu sefer tam önündeyim:
Sokaklarda çok güzel klasik arabalar vardı.
Betty Boops ve ben:
Twister film seti, hortumdan sonra ev böyle oluyormuş demek :
Çatıdan girmiş araba:
Bir de korkunç roller costerlar var yeşil dev Hulk bunlardan biri, onlar tabii ki benim harcım değil Serhan bol bol bindi.
Burdan sonra Islands of Adventure başlıyor, az yazı bol fotoğraf çünkü anlatmakla olmuyor.
Beter Böceğin sovunu kaçırmadığımıza sevindik, sadece dinlenelim diye girmiştik oysa.
Jurassic Park kısmında tekneye binip dinazorların dünyasına giriyorsunuz. Suların içinden çıkanda var, yeşilliklerden boynunu uzatanda. En son bir rampadan düşerek ve bol bol ıslanarak turu bitiriyorsunuz :)
Aşağıdaki kayık kısa bir gezintiden sonra tepeden 90 derece öyle bir iniyor ki içindekilerin halini görmeniz lazım inen sırılsıklam. Ben ıslanmaktan korktuğum için değil hızdan korktuğumdan buna binmedim :)
Yine ıslak bir atraksiyon olan Temel Reis ve Safinaz ın yerinde ise yuvarlak botlara biniyorsunuz nehir boyunca bazen yavaş bazen hızlı, bazen de rampadan düşerek ilerliyorsunuz ve burdan kuru inme şansınız yok. Bir de yukarda su tabancaları var, siz botla giderken insanlar yukarden üstünüze su sıkıyor. Ben de onlardan biriyim, evet kötüyüm hehehe :) Ama on dakika öncesinde de tepesine su atılan bendim :)
Harry Potter'ın kasabası, burda bacalarda duman efekti vardı. Çatılardan sarkan buzları bile yapmışlar.
Çeşmedeki su donmuş, buz tutmuş.
Harry Potter daki mağazalardan birinin içi:
Burada yemek için alternatif baktık ama bir hamburger aşığı ile beraber olunca yine hamburgerde karar kıldık. Anlatacağım o değil, esas küçük arabaların içinde turkey leg diye birşey satıyorlardı ondan yiyemedim aklımda kaldı. Bu bizim türk filmlerinde Erol Taş elinde kocaman bir but yer ya onun aynısı. Millet eline almış kolu kadar kemikli eti yiye yiye geziyordu :) Turkey diyordu ama hangi hindinin butu bu kadar büyük olabilir anlamadık bildiğin kuzu butuna yakındı :) Neyse yemedik ama şimdi aklıma geldi yazayım dedim.
Hava kararırken parkın sokakları:
Gündüzü bitirip akşam ettik ikinci günün sonunda Tampa yolunu tuttuk.
Ertesi sabah yolculuk Miami'ye. Bundan sonraki durak orası :)