Florida etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Florida etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Orlando

Çarşamba, Kasım 13, 2013
Tampa dan sonra Orlando ya geçtik arabayla, yol bir saat sürüyor. Navigasyon olmazsa oralarda araba kullanmak hayal yalnız. Yollar karışık olmayabilir ama siz yabancısınız ve bir yeri kaçırınca sonrası kötü oluyor. O yüzden araba kiralarsanız kesinlikle navigasyon olmalı. İlk gün herkesin aman şöyle ucuz aman böyle güzel şeyler var dediği Premium Outlet e gittik. Beklediğimiz gibi değildi. Çünkü outlet dediğiniz ucuz ürünler dolarla satılınca hiç de ucuz olmuyor bir, ikincisi öyle aman kaçırmayayım denecek birşey yok. Belli markalar Türkiye den ucuz o kadar, mesela GAP, Tommy, Guess gibi. Ben zaten üçünün de hastası değilim, orda ucuz diye saldırmaya gerek görmedim. Aman 15 çift ayakkabı aldım, çantalar bedavaydı filan gibi bir durum yoktu. Hani kendimi zorlasam beğeneceğim 15 model bile zor çıkarırdım eminim. Kendimize aldıklarımız Forever21 den (ki gerçekten uygun fiyatlı), Banana Republic den, Nike dan birde Türkiye de mağazası olmayan bir kaç yerden. Yani kısacası alışveriş yaparken şunu düşündüm, ben bunun gibi birşeyi Türkiye den aynı fiyata alabilir miyim, internet alışverişi diye birşey var, yük ettiğime taşıdığıma değer mi? Cevap evetse aldım. Bu kadar titizliğe rağmen bavul sayımız arttı. Premium pek açmayınca yakında olan Millenia Mall'a gittik. Burası gayet şık bir avm, outlet değil. Orda alışveriş yapmadık biraz gezdik, yemek yedik. 



Johnny Rockets diye bir  burgerci var orda ketçabı böyle getirdiler, çok sevdim:


Bunun dışında gittiğim Florida Mall var alışveriş için çok uygun çok büyük bir AVM, ordan da bir iki parça aldık. Tamamı gezilmiyor bile. Ordan aklımda kalan rengarenk MM mağazası, bir de bu MM lerin içinde altın tozu mu var, bu kadar pahalı olması neden acaba? Tadında bir fevkaladelik de yok bana sorsalar bonibondan farkı yok derim :)





Herkesin bahsettiği Valmart ise büyük bir market, içinde giyim, elektronik herşey var. Sadece girip çıktık. Alışverişle çok vakit öldürmek istemedik o yüzden başka yerlere gitmedik. Bu saydıklarıma toplamda bir gün gitmiştir o bile çok geldi bize. Aldıklarımı başka bir yazıda sizlerle paylaşırım artık. 

Şimdi gelelim Orlando'nun alameti farikası Universal film stüdyoları ve ikinci gittiğimiz park Islands Of Adventure' a. 




Universal'de girişi klasik pozla yaptık ve dünya küresinin önünde foto çektik. Bunu yapmayan yoktu sanırım :)


Sonrasında ise zaten bir ona bak bir buna hadi şuna girelim hadi buna derken akşama kadar vakit nasıl geçiyor anlamıyorsun. 

Burası en büyük Hard Rock mış duyduğuma göre:






Harry Potter dan, Spiderman a, Transformers dan, Mumya ya, Shrek den, Simpsonlara, Men in Black den Terminatöre, E.T den Jurassic Park a kadar bir sürü filmle ilgili yerler var. Kiminde bir trene binip üç boyutlu gözlüklerle filmin içine giriyorsunuz, kiminde film stüdyosuna konuk oluyorsunuz deprem sahnesinde ürperiyorsunuz, kiminde ise asansörlü oyuncaklara binip heyecanlı anlar yaşıyorsunuz, kiminde nehir boyu ilerleyip dinazorlarla karşılaşıyorsunuz. Yani ne tarafa bakacağımız şaşırdık buralarda desem yeridir. Rengarenk bir dünyaydı. İlk Minion lara girdik. Burda gözlükleri takıp 4 er kişilik hareketli koltuklarda izliyorsunuz Minionları. Çok sevdik.




Sonra Shrek vardı sırada. Dört boyutlu sinema filmi, eşek hapşırınca suratınıza su geliyor :) Birde elindeki örümcekleri serbest bırakınca üstünüze böcek gibi bişeyler düşüyor.


 Jaws bizi yutarken pozunu atlamamız olmazdı :)


Simpsons ride da asansör gibi birşeye binip bir aşağı bir yukarı düşüp çıkıyorsunuz, bu arada filmin içinde gibisiniz zaten, çok zevkli. Ben buna ne olduğunu bilmeden bindim. Zaten Simpsons hayranıyım ne olsa çekecektim artık.




Universal küresinin önünde tek bir poz yetmez bir daha çekiliyorum bu sefer tam önündeyim:




Sokaklarda çok güzel klasik arabalar vardı. 



Betty Boops ve ben:


Twister film seti, hortumdan sonra ev böyle oluyormuş demek :


Çatıdan girmiş araba:


Bir de korkunç roller costerlar var  yeşil dev Hulk bunlardan biri, onlar tabii ki benim harcım değil Serhan bol bol bindi. 









Burdan sonra Islands of Adventure başlıyor, az yazı bol fotoğraf çünkü anlatmakla olmuyor.



Beter Böceğin sovunu kaçırmadığımıza sevindik, sadece dinlenelim diye girmiştik oysa.


Jurassic Park kısmında tekneye binip dinazorların dünyasına giriyorsunuz. Suların içinden çıkanda var, yeşilliklerden boynunu uzatanda. En son bir rampadan düşerek ve bol bol ıslanarak turu bitiriyorsunuz :)


Aşağıdaki kayık kısa bir gezintiden sonra tepeden 90 derece öyle bir iniyor ki içindekilerin halini görmeniz lazım inen sırılsıklam. Ben ıslanmaktan korktuğum için değil hızdan korktuğumdan buna binmedim :)


Yine ıslak bir atraksiyon olan Temel Reis ve Safinaz ın yerinde ise yuvarlak botlara biniyorsunuz nehir boyunca bazen yavaş bazen hızlı, bazen de rampadan düşerek ilerliyorsunuz ve burdan kuru inme şansınız yok. Bir de yukarda su tabancaları var, siz botla giderken insanlar yukarden üstünüze su sıkıyor. Ben de onlardan biriyim, evet kötüyüm hehehe :) Ama on dakika öncesinde de tepesine su atılan bendim :)


Harry Potter'ın kasabası, burda bacalarda duman efekti vardı. Çatılardan sarkan buzları bile yapmışlar. 


Çeşmedeki su donmuş, buz tutmuş.




Harry Potter daki mağazalardan birinin içi:



Burada yemek için alternatif baktık ama bir hamburger aşığı ile beraber olunca yine hamburgerde karar kıldık. Anlatacağım o değil, esas küçük arabaların içinde turkey leg diye birşey satıyorlardı ondan yiyemedim aklımda kaldı. Bu bizim türk filmlerinde Erol Taş elinde kocaman bir but yer ya onun aynısı. Millet eline almış kolu kadar kemikli eti yiye yiye geziyordu :) Turkey diyordu  ama hangi hindinin butu bu kadar büyük olabilir anlamadık bildiğin kuzu butuna yakındı :) Neyse yemedik ama şimdi aklıma geldi yazayım dedim. 

Hava kararırken parkın sokakları:


Gündüzü bitirip akşam ettik ikinci günün sonunda Tampa yolunu tuttuk.


Ertesi sabah yolculuk Miami'ye. Bundan sonraki durak orası :)





Amerika Macerası İlk Durak: Tampa

Salı, Kasım 12, 2013
Herkese merhaba, uzun zamandır planladığımız Amerika seyahatini yaptık döndük. Seyahat yazılarıma yeni bir ülke daha ekleniyor Allaha şükür. Gideceklere ilk tavsiyem erkenden vize ve uçak bileti işini halletmeleri. Ne kadar erken olursa o kadar uygun fiyata bilet bulursunuz. Vize konusunda Amerikan elçiliği bir dolu evrak vs istiyor ve diğer ülkelerden daha çok uğraştırıyor. Ama sonuçta verince de 10 yıllık veriyor, her gidişte de 6 ay kalabiliyorsunuz. Bundan sonrasında ise bizim gibi ferdi gidecekler bol araştırma ve çok iyi bir program yapmalı yoksa zor. 
Amerika Avrupa dan çok farklı, evler, arabalar, yollar, insanlar...Ne yaptık, nerde kaldık, nasıl oldu sizlerle de paylaşmak istiyorum. Çünkü biz internetten çok araştırdık, okuduk, not aldık. Bloglardan, forumlardan okuduklarımız çok yardımcı oldu. Gerçi bazı şeyler de yanıltıcı oldu ama olur o kadar :) Mesela alışveriş kısmı. Aman efendim alışveriş cennetiymiş, yeme içme çok ucuzmuş filan...Öyle birşey yok artık çünkü dolar olmuş 2 küsür lira :) Ayrıca her marka değil sadece bazıları uygun fiyatlı. Tabi bu ve bundan sonra yazacaklarım benim düşüncelerim artı herkesin bütçesi farklıdır :)

TAMPA (FLORİDA)

İlk gün İstanbul dan New York uçağına akşam 18.00 de bindik Amerika saatine göre gece 23.00 de indik. Pasaport kontrol de uzun bir kuyruk var yaklaşık bir saat ayakta onu bekledik. Sonra damgayı yedik içeri girdik :) New York JFK Havaalanı çok büyük bir yer sekiz adet terminalden oluşuyor. Ordan da sabah Tampa'ya gideceğiz. Tampa Florida da bir sahil kenti ve eşimin arkadaşı orda yaşıyor, biz ona misafir olduk. Misafir olduk demek yanlış olur, çünkü adamcağız evde değildi, evini ve arabasını bize bırakmış kendisinin Türkiye'de işi varmış buraya gelmiş. Bunu da kimse kimseye yapmaz, sağolsun. Sonradan bir günlüğüne bize katılabildi. Neyse alana indik sabah uçak saatine kadar alanda oyalandık ama klimalar sonuna kadar açılmış ve donduruyordu. Bir de uçağınız hangi terminalden kalkacaksa sadece orda beklemenize izin veriyorlar. Sabahı zor ettik Tampa uçağına bindik, üç saat sonra oradaydık. İnişten önce Tampa manzarası:



Hava birden 20 dereceye yakın arttı. Eşimin arkadaşı Cüneyt arabasını alanın park yerine bırakmış arabayı aldık yola çıktık. Araba dersem hafif kalacak adamın arabası Corvette :) Navigasyonla biraz uğraştıktan ve birilerinden yol tarifi aldıktan sonra Tampa daki eve ulaştık. 


Buraya da ev demek az gelir, Yapay cennet burası, Tampa Palms diye bir yer, muhteşem bir siteydi müstakil evlerden oluşuyor ve göller, yemyeşil ağaçlar, golf kulübü, kaldırımlarda bile çimler, sincaplar, tam yaşanacak bir yer. 




Eve valizleri bıraktık etrafı keşfe çıktık. Eğer ki vaktiniz ve planınız uyarsa Tampa mutlaka görülmesi bir yer biz tanıdık olmasaydı burayı görmeyecektik, yazık olurmuş. İlk gün yorgunluktan ve etrafı bilmediğimiz için ilk bulduğumuz yerde yemek yedik. Açık büfe uzakdoğu yemekleri, gayet iyiydi. 




İkinci gün Cüneyt in tavsiyesiyle Clear Water'a doğru yola çıktık. Burası Tampa da bir sahil. Yolda gördüğümüz arabalar bizdekini aratmıyor, eee burası Amerika.



Giderken yeşillikler içinde güzel evler gördük. Cadılar bayramı için birşeyler asmışlar, hazırlık yapmışlardı,





Hayatımda gördüğüm en ince en beyaz kum Clear Water'ın ki sanırım. Kum değil sanki tuz dökülmüştü sahile. Plajı ise Florida nın en güzel ve en temiz plajı seçilmiş. Denize girmedik ama kumsal nefisti ordan ayrılmak istemedim. Dönüp dönüp kumlara oturdum, hala aklımdan çıkmıyor...






Bizim gittiğimiz gün tebeşirle resim yapanlar vardı sokakta. Yerlerde muhteşem resimler vardı inanamadık bunları tebeşirle yaptıklarına:



Deniz kenarında ne yenir deniz ürünü yenir tabi. Billy Crabby diye bir yer bulduk. Çok kalabalıktı ama o kalabalığa rağmen servis hızlıydı ve yemek lezzetliydi. Büyük porsiyon olarak tek değerlendirebileceğim yemek bu oldu.


Bundan sonraki durak Orlando...



Blogger tarafından desteklenmektedir.