yaz tatili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz tatili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yazı Bitirirken...

Salı, Eylül 29, 2015
Bayramdı, yaz tatiliydi, denizdi artık hepsini bitirdik korkarım. Alanya'da Ekim de bile rahatlıkla denize girilse de görünen o ki bu sene sezon bizim için bitti. Söylerken kolay, bakalım Mayısa kadar nasıl dayanacağız. Doğma büyüme Ankaralı olarak diyebilirim ki burayı en çok sevdiğim anlar burda olmadığım anlardır:) İşte bu kadar çok seviyorum memleketimi :)




Amaaa şunu da bilirim ki insanın nerde olduğu, ne yaptığı değil kimle olduğudur asıl olan. Onun için aynen devam, sonbahar, kış, farketmez :)

Beyaz bluz: Shein 


Tatilden Son Kareler

Cuma, Ağustos 23, 2013
Bitip giden tatilin arkasından yaz yaz bitiremedim desem yeridir. İnstagramda bazılarını paylaşmıştım orda beni eebrubayrak olarak bulabilirsiniz. İşte o anlardan ortaya karışık bir şeyler.


Balkonda biz.

Ayrılmaz parçam fotoğraf makinem...


Güzelçamlı pazarının gereksiz pahalı kumaşları...


Serhan kara kalemle beni çizdi. Topuzuma ve alt dudağıma dikkat! Dahi ressam keşfedilmeyi bekliyor ☺


Salıncakta sallananlar...


Odamıza sinsice giren ve sinek ilacı sıkmak suretiyle öldürülen akrep!!!


Çarşı pazar...


Bahçede muz ağacı...


Serhan'ın frizbi ile yakaladığı balık. Biraz küçük ama olsun ☺


Mavi şortlular ailesi


Annem...


Aydın' ın inciri...


Zeytincide yaramazlık yapan çocuk ☺


Ve bu tatil de böyle geçip gitti. Allah'a şükürler olsun her anı için...









Alanya Kaçamağı Vol. 3

Cumartesi, Haziran 15, 2013
Küçük tatillerde nereye kaçtığımızı artık biliyorsunuz: Alanya. Kaçamak diyorum evet çünkü her defasında Ankara'dan kaçar gibi gidiyorum. Sağolsun memleketim bana pek bir keyif vermiyor. Hele yazları...Alanya hem yakın hem de Nisan dan Kasım a kadar sıcak olunca kaçamağın ilk durağı oluyor haliyle. Bu sefer 4 gün gittik. Ama nasıl bir güneşi varsa sanki 3 hafta tatil yapıp gelmiş gibiyim maşallah. İşyerinde izin kağıdını imzalayan müdürüm bile inanmayacak nerdeyse iki günlük izin aldığıma :) Yani Alanya güneşi yakıyor dostlar. Ben ki bronzluktan pek hazzetmem lakin buğday tenli oluşumdan mütevellit yanıyorum ister istemez. Neyse az laf çok fotoğraf diyorum. İşte Alanya. Kumsalıyla...



...limanıyla...


...kalesiyle.


Bu nefis klasik arabayı görüp önünde poz vermemek olmazdı. Saçlarımı görmezden gelin, çok nemli orası bi türlü forma sokamadım :)


Dönüş yolumuza güzelim çam ağaçları eşlik ediyor...


Ve de biz, yüzümüzde de "pek dönmek istemiyoruz ama mecburuz" ifademiz :)





Ayvalık-Cunda Adası ♥

Cumartesi, Eylül 08, 2012

Merhabalar  J  nerde kalmıştım? Evet Ayvalık... Hemen devam ediyorum. Dikili-Ayvalık arası çok yakın olduğu için oraya her gidişimizde uğruyoruz. Yine öyle yaptık. Ayvalık, özellikle Cunda adası benim bayıldığım yerler listesinde ilk üçe kesin girer. Hatta burada bir evim olsun diye secret bile yaptım bu sefer. Alttaki kare klasik oldu bizim için. Tabela önünde (rahmetli Barış Manço misali) fotoğraf çektirmezsek işimiz rast gitmez :)


Yine erken gittik tüm günü orada geçirdik. Önce cadde boyunca yürüyüş yaptık o arada uzun süre böylesini bulamayacağımız için  midye dolmalarını afiyetle yedik. Üstüne de Açelya Cafe de birer ayvalık tostu-limonata. Ayvalık tostu deyince; ısırmakla kopmayan kayış ekmeklerin arasında kule olmuş malzeme bolluğundan dolayı ağıza sığmayan bir tost gelir gözümün önüne. Gerçek Ayvalık tostu ise çıtır çıtır ekmeğin arasında, olması gerektiği kadar malzemesiyle harika bir tost. Herşey yerinde güzel yani.
Şeytan Sofrası denen tepeden olağanüstü manzara:



Gezme tozma, çarşı, alışveriş derken yine acıktık. Buraya gelip balık yemeden dönemezdik, kendimize bu kötülüğü yapamazdık. En son geçen yaz Bay Nihat ta balık ziyafeti çekmiştik. Çok güzeldi. Bu sefer restoran yerine Cunda da küçük bir teknede yedik öyle denk geldi. Ne yesek nerde yesek derken birden gördük, hadi hop arabadan indik ve siparişi verdik. Herşey bu kadar taze bu kadar mı lezzetli olur. İşte midye tavamız, cola zero yine yancılık yapmış :

…yarısı anında yendikten sonra ancak fotoğraflanan balık ekmek:

Teknede bilumum pozlar, olmazsa olmaz. Karnı doymuş ben, gözlüğümde kocam...

 Biz ♥

 ve Kleopatra nın teknesi :)

Efendim yemek sonrası, sipariş üzerine İmren Pastanesi'nden Ayvalık ın meşhur sakızlı kurabiyesinden aldık. Sakızlı kurabiye için güzel diyemem kötü hiç diyemem. En iyisi yorum yapmamak çünkü ben damla sakızı sevmem. İşte şöyle birşey:

Evet böyle bitirdik o günü, kedilerinle beraber bizi bekle Ayvalık, inşallah seneye yine geleceğiz.

Tatilin ilk durağı Dikili

Cuma, Eylül 07, 2012
Yaz tatili rüyalarımızı süslerken, başladığı andan sonra rüya gibi çabucak geçti. Geriye 436 adet fotoğraf ve yazılmayı bekleyen anılar kaldı.
İlk durağımız Dikili oldu, eşimin ailesinde 4 gün kaldık. Dikili de deniz zaten serin olur bu sene iyice soğumuş. Suya girebilmek için verdiğimiz mücadeleyi, çıkmak için attığımız kulaçlar izledi :) Denize çok giremedik ama kumsal güzeldi, mükemmel gün batımları izledik, her gün farklıydı.



İzlemeye doyamadık, fotoğraf çekmeye de...



...ve tabii ki ikimiz...



Gündüzleri balkonda tembellik yapmak için salıncak benimdi, karnım tok, keyfim yerinde, manzaram güzeldi.



Bahçedeki armut, vileda sapı olmadan ayakta duramamasına aldırmadan boyundan büyük işlere kalkmış, onlarca armut vermişti, şaşırdım. Sonra dalından koparıp yedik, böyle bir zevk olmaz ya, ben herşeyi dalından koparmak istiyorum artık...



Dikili de çok güzel sofralarımız oldu, çeşit çeşit yemeklerle dolu anne sofraları, ama nedense hiçbirinin fotoğrafı çekilememiş açlıktan gözümüz görmedi galiba. Sevdiğimiz pidecide lahmacun yedik, tadını unutmamak unutturmamak için fotosu çekildi hemen:) İçmeyiz içmeyiz derken cola zero da her yemekte default olmaya başladı bu ara...



Armut ağacından sonra asma da arşivlenmeyi haketti, bu senenin hasılatı gayet başarılı görünüyordu. Hemen orda test ettik, evet güzeldi.



Ürün yelpazemize üçüncü sıradan giren elmalar Naci amcanın bahçesinden, istediğin kadar topla dediler ama bir tane aldım sadece, onu da yemeden geldim, unuttum :) Zaten koparmak yemekten zevkli...



Elma toplandı, sohbet edildi, kahveler içildi, kayınvalideye cilveler yapıldı...



Günler güzel geçti, çabuk geçti. Şimdi yaza kadar bekleyeceğiz...

http://ebrueliacik.blogspot.com/













Deniz, güneş, yüzme, gezme, tozma özlemi

Cuma, Ağustos 03, 2012
Köklü bir değişiklik yapmak lazım ama ne? Bunu düşünüyorum uzun zamandır. Cevabı bulunca rahat edeceğim :) Madem burada işler değişmiyor hadi artık denize, kuma, güneşe kavuşalım. Saatlerce suda kalmaktan ellerimiz buruşsun, her gün uzun uzun kahvaltı yapılsın, pazara gidilsin seçmece diye herşey mıncıklansın, akşam sahilde tur atılsın, midyeciyle pazarlık yapılsın, gece geç yatılsın, sabah alarmsız canımız isteyince kalkılsın...

Geçen yazın en güzel anlarını düşündüm... Yosunların arasında görünce sevinçten aklımı kaçırıyorum sanmıştım, beş dakika sonra elimdeydi, beni seven yakışıklı bir adam suya daldığı gibi kapıp getirmişti:


Peki biraz gezdirir misin beni dedim buraya götürdü:





Acıkınca bir de balık ısmarladı...E ben bu adamı sevmeyeyim de ne yapayım :)


Blogger tarafından desteklenmektedir.