deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tatil Fotoromanı...

Salı, Mayıs 06, 2014

Geçen hafta yoktuk, aslında vardık ama ortadan yok olduk. Çok ihtiyacımız varmış uzaklaşmaya ve kafa dinlemeye...Hava çok güzeldi, 24 derece civarıydı, kumlar yumuşacık, deniz mis gibi kokuyordu...uzandım saatlerce denizi seyrettim...gazete okudum...yürüyüş yaptım...fotoğraf çektim...


...kumda oturdum, uzakları seyrettim...şükrettim...


...her yer rengarenk çiçeklenmişti...


...aklım gitti, baktım baktım durdum...


...deniz ve güneşe kendimizi bırakıp derin derin o güzel havayı çektik içimize...


...pazardan alınan herşey olması gerektiği gibi kokuyordu, çocukluğumuzdaki gibi, çilekleri pudra şekerine batırmamıza gerek yoktu...


...hava huzur veriyor ve maalesef iştah açıyordu...açık havada kahvaltı en sevdiğimiz şey...yedim..yedim...


...öğleden sonra acıktım yine yedim...


O' nun en güzel pozlarını yakalamaya çalıştım...


...dinlendim...dinlendim...dinlendim...


...ve geldim. Darısı bir daha ki tatilin başına...
Dün gece hıdrellez için resim çizdik kağıtlara içine de para koyup gülün dibine gömdük. İnşallah siz de unutmamışsınızdır hıdrellezi. Her sene yapıyorum ve o gece dua ediyorum. İlginçtir ki hepsi tek tek sırayla gerçekleşiyor ☺ Umarım tüm dualarımızın kabul olacağı, tüm hayallerimizin gerçekleşeceği güzel ve mutlu bir hafta olur herkesi öpüyorum ☺



Ufak Bir Kaçamak

Pazartesi, Şubat 03, 2014

Bazen insanın gidesi gelir ya, bizim hep bi gidesimiz var. Aslında belkide kalasımız yok Ankara da, kimbilir. Hafta sonu yine böyle gitme krizlerinden birine girdik, neresi diye de çok düşünmedik. Denizi özlemişiz galiba en yakın nerde kavuşuruz dedik, kara elmas memleketi Zonguldak yollarına düştük. Şansımızdan hava güneşli ve açıktı. Bu güzel kareleri yakalamamıza yardım etti güneş. Tam bu kayalıklarda dalgaların sesini dinledik.


Ayaklarımızı sokamadığımız denize fotoğraf aşkımız yüzünden ayakkabılarımızı soktuk :)


Ağaçlar tomurcuklanmaya başlamıştı oysa daha Şubat yeni geldi...



Fenere gittik, en tepede, yalnız başına durmuş, birilerinin gelip fotoğrafını çekmesini bekler gibiydi :)


Limanda dalga kıran dev taşlar vardı. Bazen dalgalar öyle büyüyordu ki bizim üstümüze kadar geliyorlardı nerdeyse. Fazla da güvenmemek lazım, malum Karadeniz...


Ve simitle martı besleme çalışmalarımız.

Hava her ne kadar güneşli de olsa üşüdük. Limonlu çay imdadımıza yetişti, martıları ve denizi çay eşliğinde seyrettik...


Bu taştan arabaları kim ne için yapmış bilmiyorum ama ben bayıldım. Taş devri arabasıyla bir dolu poz verdim.



E gitmişken deniz memleketine balık yemeyip ne yiyeceğiz? Burda hiç bulamadığım küçük mezgitlerden yedim ve de kalamar. Tabii ki çok tazeydi...


Böylece bir hafta sonu kaçamağının da sonuna geldik. Bize iyi geldi. Epeydir yorulmuştuk, bunalmıştık biraz açıldık. Şimdiden yaz tatilini iple çekiyorum. Allahım duy beni zamanı gelince deniz kenarında yaşamak istiyorum lütfennn...

Not: Romwe' den dantel elbise çekilişi için buraya tıklayabilirsiniz, son gün 11 Şubat, katılanlara bol şans, herkese güzel bir hafta diliyorum ☺



Yaza Veda Ederken

Salı, Ekim 22, 2013

Alanya'nın meşhur sıcağı Ekim sonunda da bizi yalnız bırakmadı, bu sayede denize girdik, güneşlendik, plajda saatlerce oyalandık. Ancak her güzel şey gibi bu da çabuk geçti. Artık yazın bittiği ve kışın başladığı gerçeğini bugün sabah arabada -1 dereceyi görünce anladım, isyan etmedim, sessizce kabullendim :) Neyse ki güneş var, bu haftayı da böyle kurtarırız. Ben de yaza veda olsun diye bu deniz, güneş, kumsal karelerini paylaşmak istedim. Hadi buyrun, birkaç dakikalığına da olsa içinizi ısıtır umarım ☺İşte bir günün kısa hikayesi...

Bu fotoğraflar tatilin sondan ikinci günü yağmurdan sonra çekildi. Bir gün öncesinde şezlongda uzandığımız kumsal, ertesi gün yağmurla yükselen denizde yok olmuştu. Elimde terlikler, şaşkın birazda tırsık insan boyunda dalgalara bakıyorum. Tabi o gün girmedik böyle olunca.


E madem yüzemedik biraz kumda oynayayım:





Havaya zıplamak çok mu zor ben mi beceremiyorum ☺


Delirmiş deniz:


Akşam Alanya çarşısı, bildik sokaklarda tur:


...ve gün biter...





Saklı Cennet: Dilek Yarımadası Milli Parkı

Salı, Ağustos 20, 2013
Bilenler bilir, ben bilmeyenler için yazıyorum diyerek başlıyorum. Bugün size gitmeye doyamadığım bir yerden bahsetmek istiyorum. Burası, yani Dilek Yarımadası, Milli parkı Güzelçamlı' da saklı bir cennet diyebilirim.  Yazlığa gittiğimiz zaman en keyif aldığımız yer burası oluyor.



Sanırım yurdumuzun en şahane ormanlarından biri. Çeşit çeşit ağaçlar, sincaplar, domuzlar, kuşlar, mağaralar, vadiler, kanyonlar, mükemmel koylar ve tertemiz bir deniz. Şöyle bir yolda giderken manzaraya doyabilir misiniz?


Burada beş tane koy var bildiğim kadarıyla. Biz en sonuncu Karasu koyunu tercih ediyoruz. Hem daha temiz, hem daha tenha.


Şıkır şıkır tertemiz suda yüzerken yemyeşil ormanı seyrediyorsunuz.


Ve tabii ki burda olmaktan dolayı son derece memnunuz :)


Öğleden sonra piknik alanında yaban domuzları nerdeyse dibinize kadar geliyor. Kimseye birşey yapmıyorlar sadece yemek artıklarını yiyip gidiyorlar. Ama ilk gördüğümde anormal korkmuştum. Milletin kaçtığı domuzları benim kocam elleriyle besler. Hayvan sevgisinin de böylesi :)


Ölü kelebek :(


Allahım böyle güzellikleri koru ne olur diye dua ediyorum her geldiğimde. Ve son bir fotoğraf daha çekip denize gideyim bende ☺



Ps: En üstteki fotoğraf netten alıntı. Sonra laf olmasın :)


Blogger tarafından desteklenmektedir.